Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/15600 E. 2013/19297 K. 24.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15600
KARAR NO : 2013/19297
KARAR TARİHİ : 24.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, 19/07/1994-01/08/2004 tarihleri arasında … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 19.7.1994-1.8.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı olduğunun tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 13.3.1996 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden işe giriş bildirgesi uyarınca vergi kaydına istinaden 19.7.1994 tarihi itibari ile 1479 sayılı Yasa kapsamında kayıt ve tescilinin yapıldığı, ancak vergi kaydının gayri menkul sermaye iradına dayalı olması nedeni ile aynı tarih itibari ile terk verildiği ve davacının zorunlu esnaf … kaydının olmadığı, davacının 4.6.1999 tarihli isteğe bağlı sigorta talebine istinaden 4.6.1999 tarihi itibari ile isteğe bağlı sigortalılığının başlatıldığı ancak prim ödemesinin bulunmaması nedeni ile aynı gün itibari ile terk verildiği, 1.9.2003-31.12.2003 tarihleri arasında da isteğe bağlı sigortalı kabul edildiği, davacının 2003/9, 12, 2004/4, 7, 9, 2008/9. aylarda prim ödemesinin bulunduğu, 19.7.1994-20.12.1994 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, oda ve esnaf sicil kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının bakkal işinden dolayı 19.7.1994-20.12.1994 tarihleri arasındaki vergi kaydından kaynaklanan çalışmanın kendi nam ve hesabına çalışma olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.
Gerçekten de, dosya içerisinde geri çevirme kararı doğurlutusunda davalı Kurumun 5.8.2013 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere, davacının 19.7.1994-20.12.1994 tarihleri arasındaki mükellefiyetinin gayrimenkul sermaye iradından ötürü tesis edildiği anlaşılmakta olup, davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasına ilişkin bir kayıt olmadığı sabittir.
O halde, davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının söz konusu olmadığı dönemde, gayrimenkul sermaye iradından kaynaklı vergi kaydına dayanılarak esnaf … sigortalılığı elde edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır. Yargıtay H.G.K.’nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., 1997/758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; davacının, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.
Ancak, Dairemizin istikrar gösteren içtihatlarına göre davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için davacının hatalı işlemi sonucu geriye yönelik prim yatırması yararına kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, fazla prim ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir. Y.H.G.K’nun 20.11.2002 gün ve 21/892-990 sayılı kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davacının yaptığı prim ödemelerinin, ödeme tarihinden itibaren ileriye doğru karşıladığı süre ile sınırlı olarak davacının isteğe bağlı sigortalı olduğunu kabul etmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.