Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/9326 E. 2013/18926 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9326
KARAR NO : 2013/18926
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : …

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi, davacı ve davalı vekillerince istenilmesi ve davacılar vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22/10/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü, davacılar vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat…….. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 30.07.1999 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı eş ve çocuklar ile anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin davacı eş ve çocuklar bakımından maddi tazminata, tüm davacılar bakımından manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı isabetlidir davacılardan anne … ile … … yararına maddi tazminata karar verilmesine ilişkin hüküm hatalı olmuştur.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin Peşin Sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden, hak sahibine gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunması, gerektiğinde dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24. ve 5510 sayılı Yasanın 34. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
Somut olayda, hak sahibi anne ve babaya Kurum tarafından gelir bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar gelir bağlanması için başvurularının bulunup bulunmadığı belli değilse de davacı …’in yaşlılık aylığı aldığının anlaşılmasına göre ölen oğlundan dolayı gelir bağlanması yasal olarak mümkün bulunmadığından bu yöndeki araştırma gerekli değildir. Sigortalının ölüm tarihinde ölenin eşi ve iki çocuğunun bulunduğu ve bunlara gelir bağlandığı dikkate alındığında artan hissenin bulunmadığı giderek olay tarihinde yürürlükteki şekliyle anneye de gelir bağlanması koşullarının bulunmadığı ortadadır. Ne var ki 01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 34/d maddesinde “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam %25’i, oranında aylık bağlanacağı” düzenlenmiştir. Davacı …’in ev hanımı olduğunun anlaşılmasına ve 5510 sayılı Yasanın yürürlük tarihinde 65 yaşın üzerinde bulunmasına göre diğer koşulların mevcut bulunması halinde gelir bağlanmasının mümkün bulunduğu ortadadır. Hal böyle olunca ölenin desteğinde bulunmadığı belli olduğu halde davacı … ile eksik araştırma ile davacı … yararına maddi tazminat karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş davacı …’e Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle, davacı …’in maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacı anne … yararına maddi tazminat verilebilmesi açısından yeterli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.