YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12085
KARAR NO : 2012/17712
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit (istirdat) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkil şirketin Özel Tıp Merkezi-Hastane statüsünde bir sağlık kuruluşunu işlettiğini, dava dışı … Tıp Merkezi, Dr. … ve müteselsil kefil Ecz. …’un alıcı sıfatıyla, …Tıp Merkezi’nin satıcı sıfatıyla, davalı şirketin aracı kurum sıfatıyla imzaladıkları 22.02.2011 tarihli protokole göre, …Tıp Merkezi’nin protokolde yazılı bazı branşlarının alıcı … Tıp Merkezi bünyesinde birleşmek üzere, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak onay kararından sonra 330.000,00 TL bedel ile devredilmesi konusunda anlaşıldığını, sözkonusu bedelin 10.000,00 TL’nın protokolde alıcı gösterilenler tarafından nakit ve peşin olarak, 56.000,00 TL’nın ise müvekkil şirket ile dava dışı alıcı … Tıp Merkezi, Dr. …, Ecz. … arasında yapılan protokol uyarınca, alıcı ve satıcı arasında imzalanan asıl protokolde kaparo olmak üzere 56.000,00 TL bedelli ve 15.03.2011 tarihli çek vasıtasıyla ve şarta bağlı olarak davalıya verildiğini, belirtilen durum dışında müvekkil ile davalı arasında başka bir ticari ilişkiden kaynaklanan alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, Sağlık Bakanlığı’nın onay vermemesi nedeniyle asıl protokolün 4. maddesi uyarınca çekin müvekkile iadesi gerekirken, davalı tarafından sözkonusu çeke dayalı olarak müvekkil hakkında icra takibi yapıldığını, henüz ihtiyati haciz aşamasında da müvekkilinin cebri icra tehdidi altında icra dosyasına 10.000,00 TL ödediğini belirterek, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile Giresun 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1187 esas sayılı takip dosyasının iptaline ve cebri icra tehdidi altında ödenen 10.000,00 TL’nın istirdatı ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sözkonusu çekin 22.02.2011 tarihli protokol uyarınca dava dışı … Tıp Merkezi’nin müvekkil şirkete ödemesi gereken Kaparo bedeline karşılık verildiğini, Sağlık Bakanlığı tarafından birleşerek hastane olabilir, olur yazısının henüz tebliğ edilmediğini, müvekkil ile dava dışı … Tıp Merkezi arasındaki protokolün hala geçerli olduğunu, davacının protokole taraf olmadığı ve kaporanın iade edilmesi hususunda husumet yöneltilecek olan tarafın müvekkil şirket değil dava dışı … Tıp Merkezi olduğunu belirterek, davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; 22.02.2011 ve 23.02.2011 tarihlerinde yapılan her iki protokolden de anlaşılacağı üzere Ordu Güneş Tıp Merkezi ile … Tıp Merkezinin birleşip, hastane olabilir yazısının Sağlık Bakanlığı’ndan alınması üzerine söz konusu devir sözleşmesinin geçerli olacağının kararlaştırıldığı, 22.02.2011 tarihli protokolde aracı kurum davalının da imzasının bulunduğu, dolayısı ile verilen çekin kaparoya ilişkin olduğu ve sözleşmeye bağlı olarak verildiğini bildiği sabit olduğu, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün özel hastane dönüşüm talebine ilişkin olarak 14.03.2011 tarih, 20 sayılı planlama istihdam komisyonu kararında özel hastane olamayacağı yönündeki kararın 05.05.2011 tarihinde makam onayından geçtiği , dolayısı ile özel hastane olamayacağına ilişkin yazının 14.03.2011 tarihinde düzenlendiği, oysa takibin 23.03.2011 tarihinde ihtiyaten haciz ile başladığı, söz konusu çekin sözleşmeye bağlı olduğu, sözleşme şartlarının sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde yerine getirilmediği halde çekin takibe konulduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile söz konusu çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinde ödenen 10.000 TL’nın davalıdan tahsiline, Sağlık Bakanlığı’nın 14.03.2011 tarihli planlama istihdam komisyonu kararının taraflara tebliğ edilmediği sırada takibin yapıldığı, davalının bu yazıdan daha önceden haberi olduğuna ilişkin bir delil de mevcut bulunmadığından kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği belirtilerek İİK nun 72. maddesi gereğince ayrıca davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.