Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/129 E. 2011/3611 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/129
KARAR NO : 2011/3611
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 21.09.2007 tarihli dava dilekçesiyle, Ortaca İlçesi … köyü sınırları içinde bulunan 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 4451, 2001, 2002, 2003, 2004, 4450 ve 4434 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile çevrili bulunan taşınmazın 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla, kendisinin kullanımında olduğundan söz edilerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ihdasen Hazine adına tapuya tescil ve tevhitler sonucu 707 parsel sayısı aldığı, 12.04.2004 tarihinde yenileme ile 131 ada 5 parsel sayısıyla, korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edildiği, fakat idari bir kararla … Turizm şirketine tahsis edildiği, tahsis işleminin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla, adına orman dışına çıkarılan ve kadastroda ve orman tutanaklarında belirtilen alanlarla sınırlı kalmak kaydıyla … köyü 131 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2/B şerhi yazılması ve kendisinin kullanımında olduğunun beyanlara yazılmasını istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda Hazine adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılması istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1982 yılında yapılıp 11.06.1982 tarihinde ilan edilerek 11.06.1983 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz devlet ormanı olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
491, 492 ve 493 sayılı parseller tarla olarak niteliğiyle ve yeniden tescil suretiyle ihdasen tescil ile Hazine adına kayıt edilmiş, 668 ve 669 sayılı parseller ise devlet ormanı niteliğiyle idari yoldan Hazine adına kayıt edilmiş, 12.07.2000 tarihinde bu parsellerin tevhidiyle, 707 Parsel sayılı taşınmaz 126 hektar 9148,46 m2 tarla ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt edilmiş, 01.05.2000 tarihinde yapılan paftaların yenilenmesi işleminde de 131 ada 5 parsel sayısı ile ve 1263264,62 m2 tarla ve orman olarak tescil edilmiştir. Tapu kaydının Beyanlar Hanesinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı oldu toplumun yararlanılmasına ayrılan yapı ve turizm tesisi şeklinde şerh yazılmış, parselin tamamında … Turizm işletmecilik Yatırım Nakliyecilik şirketi yararına 25.12.2051 tarihine kadar, müstakil ve daimi nitelikte üst hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Kuru Mülkiyeti Hazineye ait olsa da, Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanlarının kullanımı, intifa ve korunması Orman Yönetimine ait olup, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ise, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre tasarruf edilmek kaydıyla Çevre ve Orman Bakanlığının tasarrufundadır. Bu nedenle bu iki ayrı nitelikteki taşınmazın tek bir taşınmaz olarak tevhidi, kullanılış amaçlarına aykırıdır. Ne var ki bu aykırılığı ileri sürmek hak ve görevi, taşınmazın mülkiyetine sahip olan ve tevhit işlemine onay verdiği anlaşılan Hazineye aittir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davanın Medeni Yasanın 713. Maddesine göre tescil davası olmadığı, dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından çekişmeli 31 ada 5 sayılı parselin yaklaşık 40000.m2 yüzölçümündeki bölümünün kendi zilyetliğinde olduğu yönünde tapu kaydına şerh yazılması istemiyle dava açılmıştır. Bu nedenle; mahkeme gerekçesi davayı karşılamamaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastrosu, 2/B uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin dava edilen ve krokisinde (A) ile gösterilen 9036 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, (B) ile gösterilen 2082 m2 bölümünün ise Kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı saptanmıştır.
Çekişmeli parselin bir bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı, bir bölümünün ise, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu yönünde uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık bu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, 40000 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacının kullanımında olduğunun yazılıp yazılamayacağına ilişkindir.
Her şeyden önce yasal istisnalar dışında, Orman Yönetimi dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından devlet ormanlarının kullanımı yada zilyet edilmesi yasal olmadığından, Devlet ormanı olarak tapuda kayıtlı olan bir taşınmazın beyanlar hanesine davacı gerçek kişinin kullanımında olduğu yönünde şerh yazılması olanaksızdır. Bu nedenle; çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 9036 m2 bölüme ilişkin temyiz itirazlarına gelince, orman bilirkişi raporu ve ziraat uzmanı bilirkişi raporuyla taşınmazın bu bölümünün %35-40 eğimli taşl kumlu zeytin ağacı yetiştirmeye uygun yerlerden olduğu, ancak elle işlenebileceği makineli tarıma uygun olmadığı, her hangi bir sulama şebekesi olmadığı, zeytin yetiştirildiği, son beş yıldır yeterince işçilik yapılmadığı, bu nedenle zeytin ağaçlarını arasının ot ve çalılıklarla kaplı olduğu üzerinde 1 adet 100-120 yaşında çam ağacı, 1 adet 60-70 yaşında çam ağacı, 7 adet 60-80 yaşında defne ağacı, 50 adet 25-30 yaşında delice aşılı zeytin ağacı 40 adet 15-20 yaşında deliceye aşılı zeytin ağacı 50 adet 10-15 yaşında aşısız delice zeytin ağacı bulunduğu, taşınmazın Dalamana 10 km, Sarıgerme’ye 2 km ve Ortaca’ya 8 km mesafede olduğu, ayrıca Sarıgerme yoluna 200-300 metre mesafede olduğu saptanmıştır. Dosyaya eklenen fotoğraflarından, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin yüksek eğimli çalılık ve delicelik olduğu, içinde büyük kaya parçaları bulunduğu, bu haliyle imar ihyası tamamlanmış yer görüntüsü vermediği, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis, imar ihya ve tescil şartları yerine getirilmediği de dikkate alındığında, belirlenen bu niteliklerine göre, 6831 sayılı Yasanın 1-İ ve 1-J maddeleri gereğince orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı tarafın (A) bölümünün kendi kullanımındaki zeytinlik niteliğinde olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması yönündeki istemi yerinde değildir.
Ayrıca, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasanın 30.10.1995 gün 4127 Sayılı Yasa ile değişik 11/3 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılacak yerler “Kadastro çalışmaları sırasında fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılması ve Hazine adına tesbit yapılacak bu gibi yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 Sayılı Yasanın 11. Maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tesbit edilir. Hak sahiplerinin bu madde hükümlerinden yararlandırılmasında, sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümlük sınırlamaya uyulur”.
Yine aynı yasanın dördüncü fıkrası “Yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmeleri için orman köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir.”
Davacı gerçek kişi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyü nüfusuna kayıtlı olmadığı, … köyü nüfusuna kayıtlı olduğu gibi … köyünde ikamet ettiği dava dilekçesine eklenen vekaletname suretinden anlaşılmaktadır.
2924 sayılı Yasanın 11/3. maddesi gereğince kadastro sırasında, muhdesat ile tasarruf edenlerin isimlerinin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilenlerin hak sahibi olup olmadıkları, yani 2924 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacakları, Orman Bakanlığınca kurulan hak sahipleri tesbit komisyonlarınca aynı yasanın 11/4. madde hükümleri gözönünde bulundurularak ayrıca tesbit edilmesi gerekir. Yine, 2924 Sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince çıkartılan Yönetmeliğin 45. maddesi gereğince “hak sahipleri tespit komisyonu, beyanlar hanesinde ismi yazılı kişilerin, hak sahipliği tanımı çerçevesinde, hak sahibi olup olmadıklarını tespit eder ve hak sahibi olarak tespit edilenleri, hak sahibi sicil defterine işler.”. Aynı yönetmeliğin 46. maddesinde, hak sahipleri tesbit komisyonun hak sahibi olarak belirlediği kişilere karşı itiraz ve dava hakları ile hak sahibi listelerinin nasıl kesinleşeceği gösterilmiştir.
Kütüğün beyanlar hanesinde yazılı zilyetlik veya muhdesat şerhi, ayni hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması mümkün değildir. Böyle bir talep, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Orman Bakanlığı Hak Sahipliği Tespit Komisyonunun vereceği karara göre, davacının itiraz ve dava haklarını o aşamada kullanması mümkündür. Aksi halde, kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapılacak her devir işlemi ayrı bir dava konusu olacaktır. Bu durum yasanın amacına aykırıdır.
Diğer taraftan; 15.01.2009 gün 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına “Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin kadastrosu ve tescili” başlığı ile eklenen “EK MADDE 4- 6831 sayılı Orman Kanununun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 Sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’nci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz” hükmü gereğince yapılacak kadastroda, davacının isteğinin yasal olup olmadığı ayrıca değerlendirilecektir.
Açıklanan nedenlerle; davanın bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın (A) bölümü için değişik gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de davacı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 31.03.201 günü oybirliği ile karar verildi.