Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/14507 E. 2013/18846 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14507
KARAR NO : 2013/18846
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, malul olduğuna ilişkin raporu takip eden tarihten itibaren emekli maaşı bağlanmasına, ödenmeyen maaşların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının maluliyetinin tespiti ile 01.06.2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması ve ödenmeyen aylıkların kanuni faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının 01.04.2005 tarihi itibariyle bedensel çalışma gününün 2/3’ünü kaybedecek şekilde malul olduğu, taleple bağlı kalınarak 01.06.2005 tarihinden itibaren kendisine maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki kurum kararının iptaline, 01.06.2005 tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylıklara ödenmesi gerektiği tarihlerden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle davalı kurumdan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 53. maddesine göre, “…Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3’ünü yitirdiği Kurumca tespit edilen sigortalı, malullük sigortası bakımından malul sayılır.” Hastanelerin sağlık raporları arasında çelişki bulunması durumunda, bu çelişkinin, 109. maddede belirtilen prosedüre uyularak, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla giderilmesi gereklidir(5510 sayılı Kanunun 95. maddesi). Ancak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan verilecek rapor ile Adlî Tıp Kurumu’ndan alınacak rapor arasında çelişki mevcut olması halinde Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 27.12.2004 tarihinde maluliyet aylığı tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından çalışma gücünün 2/3’ü kaybolmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiği, yargılama aşamasında Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 19.11.2008 günlü raporda; “davacının maluliyeti gerektiren arıza ile 506 sayılı Kanun kapsamına girmesi nedeniyle sigorta yardımlarından yararlanmayacağının” belirtildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ile Adli Tıp Genel Kurulundan alınan raporlarda; davacının halihazırda beden çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybettiği, maluliyet başlangıç tarihinin 01.04.2005 tarihi olduğunun belirtildiği, davacının 1.2.1985 – 31.1.2004 arasında 1291 gün çalışmasının olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın Malûllük aylığından yararlanma şartları başlığını taşıyan 54. maddesinin b bendi uyarınca, sigortalının, malûllük aylığından yararlanabilmesi için; toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması  şarttır.
Buna göre; sigortalının toplam 1800 gün primi ödenmiş sigortalılığı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunmadığı takdirde, 5 yıldan beri sigortalı olup, her yıl için ortalama 180 gün primi ödenmiş sigortalılığının bulunup bulunmadığı, “toplam prim ödeme gün sayısı x 360 : toplam sigortalılık süresi” formülünden hareketle belirlenmeli, malullük aylığı şartlarının varlığı halinde, anılan Yasanın “Aylığın başlangıcı” başlığını taşıyan 56. maddesinin 1. fıkrasının “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve malûllük aylığına hak kazanan sigortalının aylığının ödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malûl sayılmasına esas tutulan raporun tarihi yazılı isteğini takibeden takvim ayından sonraki bir tarih ise bu raporun tarihinden sonraki ay başından başlanır.” hükmü gözetilerek, malullük aylığı başlangıç tarihi belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Somut olayda; alınan raporlara göre davacının maluliyet tespiti ile ilgili kararının yerinde olduğu, ancak; davacının 01.02.1985 tarihinden itibaren sigortalı olması, 27.12.2004 tahsis talebine göre 19 yıl, 10 ay, 26 gün sigortalılık süresinin bulunması, sigortalılık süresine göre en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş olmasının gerekmesine karşılık davacının toplam 1291 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş olan süresinin olması karşısında maluliyet aylığının şartlarının oluşmadığı görülmüştür.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.