YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17869
KARAR NO : 2010/66
KARAR TARİHİ : 18.01.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAHİLİ DAVALILAR: ORMAN BAKANLIĞI ADINA HAZİNE-… … MİRASÇILARI
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar OrmanYönetimi ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … … 07.03.1997 tarihli dava dilekçesinde, … Köyü …mevkiindeki 363 parsel sayılı taşınmazın, babası … … adına tapuda kayıtlı olup halen zilyetlik ve tasarruflarında olduğunu, yörede 25.09.1996 tarihinde ilk kez yapılıp ilan edilen orman kadastrosu sırasında, taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının orman alanı dışına çıkarılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dava konusu parselin Harita mühendisi Y…. tarafından hazırlanan 25.07.2008 tarihli rapor ve krokisinde 363/B ile gösterilen 79500 m2 bölümüne ilişkin olarak 115 nolu Orman Kadastro Komisyon Kararının İptaline, İptal dışında kalan kısma ilişkin davanın reddine, davacıların Orman Genel Müdürlüğüne yönelik davalarının husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Orman Bakanlığını temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Genel arazi kadastro işlemi ise, 1954 yılında yapılmış, dava konusu taşınmazın çevresi çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişsede yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz üzerinde resmi belgelere dayalı olarak farklı tarih ve keşiflerde orman incelemesi yapan üç ayrı uzman bilirkişi kurulu raporlarında; memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp gösterilmiş, 1958 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazın 363/A ile gösterilen 103100 m2 bölümünün yeşil renkli ormanlık alanda görüldüğünü, halen üzerinde eylemli olarak Kayın, Meşe, Gürgen, Kestane, titrek … cinsinden orman ağaçlarının bulunduğunu ve eğimin %20 nin üzerinde olması nedeniyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını ve bu nedenle 115 nolu orman kadastro komisyonu tarafından yapılan ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen tahditte NALDÖKENTEPE IV DEVLET ORMANI olarak sınırlandırıldığını, ORMAN SAYILAN yerlerden olduğunu, yine aynı krokide 363/B harfiyle gösterilen 79500 m2 alanın ise; %10-12 eğimli olduğunu bu nedenle toprak muhafaza karakteri taşımadığını, üzerinde rüzgarın getirdiği tohumlama ile titrek … ve zeminde eğrelti otları, cistus ve böğürtlen bulunduğunu, 1958 tarihli memleket haritası ve … fotoğrafında beyaz renkli açık alanda görüldüğnü ve ORMAN SAYILMAYAN yerlerden olduğunu, kesinleşmeyen tahditte ise, P.III nolu poligon ile 2/B alanı olarak
-2-
2009/17869-2010/66
Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın 1954 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında K.sani 1306 tarih 132 numaralı 68925 m2 yüzölçümlü tapu kaydına dayanılarak gerçek kişiler adına tespitinin yapıldığını, bu nedenle öncesinin dahi 4785 Sayılı Yasaya göre devletleştirilen ve orman sayılan yerlerden olmadığını bildirmişlersede taşınmaz doğu, batı, kuzey yönlerden memleket haritasına göre devlet ormanı ile çevrili olup, taşınmaz bu haliyle 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman bütünlüğü içersinde orman içi açıklığı sayılan yerlerden olup olmadığı ve hangi yönlerden tarım arazileriyle bütünlük arzettiği bilimsel verilerle yeterli olarak tartışılmamıştır. Ayrıca çekişmeli taşınmazlara komşu olan 354, 359, 360, 361, 362, 364 ila 370 ve 371, 376 377, 378 parsellere ilşkin kadastro tespit tutanakları ile varsa revizyonu tapu ve vergi kayıtları getirtilerek yerel bilirkişi ve … bilirkişi aracılığı ile uygulanıp çekişmeli taşınmaz yönünün bu kayıtlarda ne okuduğu sorulup saptanmamıştır. Uzman bilirkişi kurulu raporları ve yapılan araştırma bu haliyle taşınmazın memleket haritasındaki konumunu ve gerçek niteliğini belirlemede yetersiz olup, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Ayrıca; 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre;
(Değişik madde: 05/11/2003 – 4999 S.K./6. md.) Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine … ve Orman Bakanlığı, … ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.
Hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasım …, 2’nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasım … ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğüdür.
Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile … ve Orman Bakanlığıdır.
Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar, tapu sicil müdürlüklerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler halihazır vasfı ile kaydında belirtme yapılarak Hazine adına tapuya tescil olunur.) denilmektedir.
Buna göre eldeki davada, yapılan orman kadstrosu ve 2/B uygulaması nedeniyle … ve Orman Bakanlığı, … yasal hasım konumundadır. Mahkemece bu husus gözardı edilerek Orman Genel Müdürlüğüne yönelik davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi de doğru değildir.
O Halde; mahkemece, (çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri), (dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları), (komşu 354, 359, 360, 361, 362, 364 ila 370 ve 371, 376 377, 378 parsellere ilişkin kadastro tespit tutanakları ile varsa revizyonu olan dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtları), eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu … elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve … araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu
-3-
2009/17869-2010/66
gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli, asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmelidir.
Ayrıca; Çekişmeli taşınmazın, hükme dayanak alınan bilirkişi rapor ve krokisinde 363/B harfiyle gösterilen bölümünün orman sayılan yerlerden olmadığını uzman bilirkişiler kurulu bildirilmişlersede, 1958 tarihli memleket haritasında doğrulandığı gibi, taşınmazın doğu, batı, kuzey yönlerden devlet ormanı ile çevrili olduğu, gerçeğin kendisi olan ortofoto haritasında da taşınmazda eylemli olarak orman örtüsü bulunduğu, çevresindeki ormana bitişik olduğu anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı
-4-
2009/17869-2010/66
tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerlerin zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceğinden taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman bütünlüğü içinde orman içi açıklığı sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 18.01.2010 günü oybirliği ile karar verildi.