Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7807 E. 2010/10722 K. 16.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7807
KARAR NO : 2010/10722
KARAR TARİHİ : 16.09.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, Ulukent Kasabası 77 parsel sayılı 9800 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1971 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2025,25 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, (B) ile gösterilen 7774,74 m2’lik bölümünün tarla niteliğiyle davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1971 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 2006 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1974 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece dava kısmen kabul edildiği halde davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına da vekalet ücretine hükmolunması gerekirken sadece davacı … Yönetimi yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 8. bendinde yer alan bendin sonuna “kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına 310.00.- TL. vekalet ücretinin davacı … Yönetiminden alınarak davalıya verilmesine” cümlesi yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 16.09.2010 günü oybirliği ile karar verildi.