YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/210
KARAR NO : 2011/3619
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 24.12.2009 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalı adına kayıtlı olan … Köyü 17 sayılı parselin yörede 12 nurala orman kadastro komisyonunca 1988 yılında yapılıp 25.04.1989 tarihinde ilan edilerek 25.10.1989 tarihinde kesinleşen tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulamasında orman olarak sınırlandırılıp, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınıları dışına çıkarıldığı, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve 6831 Saılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adıa orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu beyanlara yazılarak, Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşen 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli parselin bulunduğu … Köyünde ilk orman kadastrosu 1988 yılında yapılıp, 25.04.1989 tarihinde ilan edilerek, 25.10.1989 tarihinde kesinleşmiştir.
… Köyünde 1962 yılında yapılıp 20.07.1965 ila 19.08.1965 tarihlerinde ilan edilen genel kadastroda 17 parsel sayılı 2510 m2 yüzölçmündeki tarla nitelilkli taşınmaz, 573 yazımı numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … 09.09.1993 tarihinde Fatma erzi ve diğer paydaşlarına intikal etmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1988 yılında yapılıp 1989 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılıp, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişi sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeplehüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 2, 3 ve 4 sayılı bentlerinin tamamen hükümden çıkartılarak bunun yerine; “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 31/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.