YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10520
KARAR NO : 2011/14886
KARAR TARİHİ : 15.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetmi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
4342 sayılı Mera Kanunu gereğince 2005 yılında yapılan mera tespiti sırasında … köyü 105 ada 1 parsel sayılı 13 hektar 5332.44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orta malı olarak tespit edilerek 30.04.2007 tarihinde özel siciline tescil edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli 101 ada 1, 102 ada 1 ve 105 ada 1 sayılı parsellerin yörede 2007 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, önce her bir taşınmaza ilişkin dava tefrik edilmiş, sonra çekişmeli 105 ada 1 sayılı parsele ilişkin olarak yargılama yapılarak davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 105 ada 1 sayılı parselin (A1) ve (A2) harfli sırasıyla 9227.80 m2 ve 3385.47 m2’lik bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfli 122.116,24 m2’lik bölümün ise mera vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/16194-17926 sayılı 03.12.2009 günlü bozma kararında özetle: “Mahkemece kurulan hüküm doğru değildir. Dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın yörede 2005 yılında 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince yapılan çalışmada mera olarak tespit edilerek sınırlandırıldığı ve 30.04.2007 tarihinde mera özel siciline kaydedildiği, yörede yapılan genel kadastro çalışmasının ise 19.12.2008 – 19.1.2009 tarihinde ilan edildiği ve eldeki davanın 19.01.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Kadastro müdürlüğünün 18.02.2009 tarih 452 sayılı yazısı ile çekişmeli taşınmazın mera olarak özel siciline tescil edilmesi nedeniyle mera parselleri dışında kalan taşınmazların 3402 Sayılı Yasa gereğince askı ilanının yapıldığı ve mera parselleri ile ilgili olarak kadastro tesbit tutanağı düzenlenmediği açıklanmaktadır. 3402 sayılı Yasanın 26/3. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği tarihte başlamaktadır. Olayda, 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince yapılan çalışma sonucunda kesinleşen mera parselleri ile ilgili olarak kadastro tesbit tutanağı düzenlenmeden aktarılmış olup, tescilli mera parseline yönelik olarak açılan eldeki davanın tapu iptali ve tescili davası niteliğinde bulunduğu dolayısı ile yetkili mahkemenin kadastro mahkemesi değil genel mahkeme olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra dosya görevsizlik kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Asliye Hukuk Hakimliğince; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü 105 ada 1 nolu parselin … bilirkişinin rapor ve krokisinde (A1) ile gösterilen 9227,80 m², (A2) ile gösterilen 3385,47 m²’lik kısımlara ilişkin bölümlerin tespit tutanağının iptali ile bu bölümlerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen 122.116,24 m²’lik kısmın mera niteliğiyle Hazine adına tapuya tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kısmen kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu 105 ada 1 nolu taşınmaz 2005 yılında 4342 sayılı Yasa uygulamaları sonucu mera niteliğiyle sınırlandırılmış, 89 yevmiye numarasıyla 30.04.2007 tarihinde özel siciline tescil edilmiştir. Bölgede, 03.10.2007’de kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dava, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı iddiasıyla açılmıştır. Her ne kadar taşınmaz 4342 sayılı Yasaya göre mera olarak kaydedilmişse de, bu sicil kaydına dayanarak davalılar tarafından açılan bir dava bulunmamaktadır. O halde, davanın kesinleşen tahdide göre çözülmesi gerekir. Dosyanın yapılan incelenmesin de; uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın kısmen kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından mahkemece davacı … Yönetiminin davasının kabulü ile tahdit içinde kalan bölümlerinin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle … olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; taşınmaz yüzölçümünün kararda eksik yazılması, 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereği davalılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderleri yükletilmesi de doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetimi ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 15/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.