YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12172
KARAR NO : 2011/11444
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve dahili davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 14/02/2008 tarihinde … Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davada … köyünde yer alan davalı adına tapunun 144 cilt, 36 sayfa, 3 sıra numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın Hazine tarafından davalıya satıldığı, yörede 5304 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan çalışmaların 20/07/2007 – 20/08/2007 tarihleri arasında kısmi ilana çıkartılarak orman sınırlarının kesinleştiği, çekişmeli yerin bu çalışmaya göre orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiş, Hazine davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 494 m2’lik bölümüne ait tapunun iptali ile 101 ada 1 numaralı orman parseli ile birleştirilmek suretiyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmıştır.
1) Dava, Orman Yönetimi tarafından çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Hazine mahkemece davaya dahil edilmiştir. Hazine tarafından taşınmazın orman değil, diğer devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile açılmış bir dava ya da açılmış bulunan davaya 3402 sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince katılımı da söz konusu olmadığından ve davada taraf sıfatı almış sayılamayacağından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2) Gerçek kişinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyaya getirtilen kadastro müdürlüğü yazısından davalı dayanağı tapu kaydının orman içinde kalması nedeniyle kadastroca uygulanamadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasanın “Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre” başlıklı 12. maddesinin 4. fıkrasında;
“Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.” hükmü getirilmiş bulunmaktadır. Bu hüküm gereğince taraf tapusu işleme tabi kayıt olma niteliğini yitirmiş olduğundan artık bu kayda dayanılarak davalı tarafından hiçbir işlem yapılabilmesi olası değildir. Aynı nedenle, mahkemece tapunun iptali yolunda hüküm kurulmasına da gerek bulunmamaktadır. Çekişmeli yerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı tartışmasız olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi yeterlidir. Dava konusu tapu kaydı 10.08.1998 tarihinde Hazinenin satışı ile oluştuğundan davalının Hazineden tazminat talep etme haklı bulunmaktadır. Ayrıca, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde değildir. Yukarıda açıklanan yönlerin gözetilmemiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan “davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 494 m2’lik bölümüne ait tapunun iptali ile 101 ada 1 numaralı orman parseli ile birleştirilmek suretiyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, eksik 1028.7.- TL harcın davalı …’den tahsili ile Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yapılan toplam 1490.25.- TL yargılamak giderinin davalı …’den alınarak davacıya verilmesine” cümlesi kaldırılarak; bunun yerine, “davanın kabulüne, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 494 m2’lik çekişmeli taşınmazın halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından bu yere ait tapunun iptali ve orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescili yolunda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :
1) Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bendde açıklanan nedenlerle; gerçek kişinin temyiz itirazları yönünden hükmün düzeltilerek ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.