Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5813 E. 2010/6374 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5813
KARAR NO : 2010/6374
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve arkadaşları ile Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyalan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.03.2007 gün ve 2004/11567-3661 sayılı kararıyla … hükmü temyiz etmemiş sayılmasına ilişkin ek kararın KALDIRILMASINA karar verilip, … ile diğer davacı gerçek kişiler ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları kabul edilerek özetle, “… Tapu Kayıtlarında geçen …, …(…-…, …), … (…), …, … (…) köylerinin bulunabilecek en eski tarihli idari sınırlarına ait harita ve diğer belgeler, gerektiğinde eski kayıt ve defterler üzerinde inceleme ve araştırma yapabilecek nitelikte konunun uzmanı bilirkişiler tayin edilerek, … Çiftliğine ait tapu kaydı, tapu kaydının geldilerinde sözü edilen 17 parça … içindeki tapu kayıtları ile …, … ve … köyleriyle, (…, …-…, … köylerini dıştan çevreleyen) diğer komşu köylere ilişkin … ve diğer tapu kayıtları, tarafların tutunduğu dosyada bulunmayan belge ve mahkeme kararları ile bunların eki olan bilirkişi rapor ve krokileri, dayanılan tapu kayıtlarının uygulandığı parsellerin dosyada bulunmayan kadastro tesbit tutanakları ile bu taşınmazları çevreleyen parsellerin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtları ve kadastro paftaları, Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait, en eski tarihlisinden en yenisine kadar tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile … fotoğrafları ve Amenajman planları, Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılarak bu yere ait 2863 Sayılı Yasa hükümlerine göre doğal yada kültürel sit alanı ile ilgili karar ve harita örneklerinin bulundukları yerlerden getirtilmesi, sözü edilen tapu kaydına dayanılarak halen … Asliye, Sulh ve Kadastro Mahkemelerinde devam eden davaların konusu ve kimler arasında görüldüğü, sonuçlanan davalar varsa bunların konusu ve neticesi hakkında tarafların hazırlayacağı dava listesinin kendilerinden alınması, aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davanın bulunduğu, bunlardan bir kısmının sonuçlandırılıp bir kısmının halen devam ettiği anlaşıldığından, halen görülmekte olan dava dosyalarının birleştirilmesi, yargılamayı geciktirip, para ve emek sarfına yol açacağı ve yıllardan beri devam eden davaları daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz hale getireceği göz önünde
bulundurularak; dava dosyaları birleştirilmeden, yukarıda sözü edilen delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi … dosya seçilerek, tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilecek ve bu davalar ile ilgisi olmayan olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç Orman Yüksek mühendisi , üç Harita Mühendisi, üç ziraat uzmanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmeli, daha sonra belirlenecek bir … dosyada yapılacak keşifte; Mihrişah Valide … Vakfından gelen ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.!8 , aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları ile bu kayıtlardan önce oluşturulmuş Vakıfnamedeki sınırları, 17 … 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: …. sancağında, Ula kazasında vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı Derya Cibucak ve bir tarafı Karavasil Beli ve Mermeran Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle … bir kıta …, … Çiftliği denmekle … bir kıta … ve … çiftliği denmekle … bir kıta … sınırları ile bu kayıtların Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları, Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan sınırları yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu … sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa, onlar dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında …, … sınırlarının ortak sınır, … (…), …(…) sınırlarının köy yada … sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşçar-ı müsmire ve gayr-ı eşçarı müsmireyi müştemil … kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve … niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevkii yada nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ila 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip birçok dava açıldığı, … maa … Çiftliği tapusunun … köyü 373 ila 633 sayılı parsellere uygulandığı, tapu kapsamı ile ilgili devletleştirme bedelinin artırılması istemiyle açılan davanın halen devam ettiği gözönünde bulundurularak tapu kayıtları yerine uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıklar dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, tapu kayıtları sınırında … …’ün tapu tesisinde … Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “…”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, …, … ve … … çiftliklerinin batı sınırını oluşturan geniş bir … arazisi olabileceği düşünülerek uygulamanın buna göre yapılması, çelişkilerin yöntemince giderilmesi, … (…) ve … (…) köyleri (yada çitlikleri) ile memleket haritasında … köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak tapu kayıtları uygulanıp, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alan belirlenmeli, tapu kayıtlarındaki sınırları itibariyle değil, ancak yüzölçümüyle geçerli kapsamının 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirmeye konu edilebileceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışındaki, orman alanlarının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre devlet ormanı sayıldığından, bu bölümlerin eskiden beri Devlet Ormanı olması nedeniyle tapu kaydı kapsamında kaldığı düşüncesiyle devletleştirmeye konu edilemeyeceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanlardan, devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü düşüldükten sonra, tapu kaydının yüzölçümü ile kapsadığı alandan kalan miktar varsa, tapu kaydının tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle bir birlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kap sadıkları alan
içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu göz önünde bulundurularak, devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan bölümlerin Çiftliğin diğer arazileri olabileceği düşünülerek harita mühendisi bilirkişilere tapu uygulamasını, tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle kapsadığı alanları memleket haritası ve arazi kadastro paftaları üzerinde gösterecek şekilde ayrıntılı ve keşfi izleme olanağı sağlayan birleşik krokili rapor alınması,
Orman Bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişiler ile … bilirkişiler vasıtasıyla, yöreye ilişkin en eskisinden en yenisine kadar, tüm memleket haritaları, … fotoğrafları ve amenajman planları, yörede yapılan tüm orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar, yörede yapılan genel kadastro ve afet kadastrolarına ilişkin arazi kadastro paftaları ile Orman Yönetiminin yukarıda deliller kısmında söz edilen raporları uygulanarak, dava konusu edilen taşınmazların, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildikleri, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmesi; … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro haritası ile irtibatlı, uyuşmazlık konusu taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu … taşınmazlarla birlikte haritalar üzerinde bir arada gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte ayrı renkli kalemlerle işaretli kroki düzenlettirilmesi, tapu kaydı sınırları içinde kalmayan ve eski tarihli haritalarda ve orman kadastrosunda orman sayılmayan alan olarak nitelenen ancak orman içi açıklığı olan bölümler varsa bu yerler kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalsa bile 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek bu bölümler düzenlenecek haritada gösterilmesi, bilirkişilere müşterek imzalı tapu uygulamasını, orman kadastro haritasını, memleket haritası ve amenajman planlarının uygulamasını gösteren, krokilerin ölçekleri denkleştirilmek suretiyle birbiri üzerine aplike edilerek tüm uygulamayı bir arada gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli, bilimsel verileri bulunan ayrıntılı kroki düzenlettirilmesi, bu rapor ve krokilerin onanmış örnekleri aynı yerde, aynı sav ve savunmaya dayalı olarak görülmekte olan dava dosyaları içine konulması, keşif giderlerinin, raporların içine konulduğu dosyalara pay edilmesi,
Daha sonra, bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir … elemanı bilirkişi, üç ziraat uzmanı bilirkişi, bir arkeolog ve bir jeolog bilirkişi vasıtasıyla her dosyada davaya konu olan taşınmaz başında ayrı ayrı yeniden keşif yapılarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan taraf ile tapu kaydına tutunan tarafların ve Hazine ile Orman Yönetiminin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinde, Medeni Yasanın yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, bir birinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmesi, yöreye ait en eski tarihli … fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm … fotoğrafı ve haritalar özel straskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazın bu belgelerle ne olarak göründüğü, özellikle kullanılan tarım arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmesi, … fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde tarım arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği nazara alınması, yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K. ve Asliye Hukuk
Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. Sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokilerinin yerine uygulanması, … ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgileri sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığı değerlendirilmesi, Türkiye genelinde 1936-1937 yıllarında arazi ve bina vergi yazımı yapıldığından … Köyünde bu yıllarda vergiye kayıt edilen arazi yada bina olup olmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması, bu köyde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan gerçek kişiler, bunların bayi yada murislerinin, o yıllara ait hiç vergi kaydı yoksa bunun nedeni araştırılması, 1926 yılından önce asli zilyet olan kişilerin 1936-1938 yıllarında sahip oldukları yerleri vergiye kayıt ettirmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, köylülerin vergi kayıtları olmayıp, … sahiplerinin vergi kayıtları olması halinde bu durumun köylülerin … Köyü arazilerine o yıllarda aslî zilyet olmadıklarının karinesi sayılıp sayılmayacağı tartışılıp değerlendirilmesi,
Taşınmaz 1970 yılında yapılan genel kadastro sırasında tapulama dışı bırakılmışsa, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmesi,
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişiler ile jeolog bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınarak, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu konuda bilirkişilere bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmesi,
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının yöntemince uygulanması ile saptanacağı, ancak, somut olayda yörede ilk orman kadastrosunun … Ormanları ile … ve … Ormanlarında seri usulde yapıldığı, bu seriler dışında, bu köylerin idari sınırları içinde kalan diğer ormanların kadastrosunun yapılmadığı, bu nedenle 1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği, düşünülerek taşınmazın niteliği belirlenmesi,” gereğine değinilerek BOZULMUŞ, Mahkemece bozma kararına uyulmuş, Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Yapılan araştırma sonunda bu kez yine davacı ve müdahil davacı gerçek kişiler ve Hazinenin davalarının REDDİNE, , katılanlar Hazma … ve …’ın tesbitten sonraki haklara dayandıklarından davalarının görev yönünden REDDİNE, … köyü 867 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … ve arkadaşları ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilan edilerek 24.07.1982 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulaması ile 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bozma kararı gereğince kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ile … fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu, davacı gerçek kişilerin tutunduğu tapu kaydı yöntemince uygulanmamışsa da, değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, sabit sınırından başlanarak uygulandığında, öncesi orman olan çekişmeli parseli kapsadığının söylenemeyeceği, gözetilerek, davacı gerçek kişilerin davasının reddi, Orman Yönetiminin davasının ise kabulü yolunda karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, Hazine parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu savıyla dava açtığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden oldu belirlenerek orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiği, ormanların mülkiyeti Hazineye kullanımı ve korunması görevi Orman Yönetimine ait olduğu, bu nedenle Hazinenin davası kabul edildiği halde, Hazinenin davasının reddine şeklinde hüküm kurulup, buna göre yargılama giderleri ve 3402 Sayılı Yasanın 31. maddesi gereğince vekalet ücretine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan birinci, ikinci ve beşinci bentlerin hükümden tamamen çıkartılarak bunun yerine birinci bend olarak “ 1-Davacılar N. … … ve aynı sav ile dava açan ve davaya katılan diğer dava arkadaşlarının davalarının REDDİNE,” ikinci bent olarak “2-Katılan … Yönetimi ve Hazinenin davasının KABULÜ ile, … İli … İlçesi … köyü 867 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline” beş numaralı bent olarak da “5-katılan … Yönetimi ile Hazinenin kendilerin avukatla temsil ettirmeleri nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine göre vekillerin emek ve mesailerine göre 3402 Sayılı Yasanın 31. Maddesi gereğince taktir edilen 250,00.- TL’şer (ikiyüzellişertürklirası) avukatlık ücretinin davalı gerçek kişilerden alınarak katılan Hazine ve Orman Yönetimine ayrı ayrı verilmesine” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y. nın 438/7 Maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 13/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.