Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9941 E. 2011/15139 K. 19.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9941
KARAR NO : 2011/15139
KARAR TARİHİ : 19.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … beldesi, Kızılisalı mahallesi Aladam civarı Özbağ mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 1937 tarih 110 tahrir nolu vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasının 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. Davalı Hazine vekili, yargılama sırasında bilirkişi raporlarında (E) işaretli bölümün Medeni Yasanını 713/6 maddesi uyarınca Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davacı gerçek kişilerin davasının zilyetlik şartlarının yararına oluşmadığı gerekçesiyle REDDİNE, davalı Hazinenin karşı tescil talebinin ise taşınmazların taşlık ve … olmaları nedeniyle tescil ile sınırlandırılmaya tabi bulunmadıkları gerekçesiyle REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 09.06.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Taşınmazların bulunduğu yerde 1977 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre ve dava konusu taşınmazın keşif sırasında çekilen fotoğraflarının incelenmesinde üzerinde köklü kayalıklar ve maki türleri bulunduğu, genel görünüm itibarıyla taşlık ve … olup zilyetlikle kazanılamayacak yer görünümünde olduğu, hükme dayanak yapılan jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın doğal yapısının taşlık, çalılık ve … olduğu, buğday ekili bölümlerin kayalıklar arasında cepler halinde bulunan keletelik arazi niteliğinde olup taşınmazın üzerinde belirgin bir imar ve ihya çalışmasının yapılmadığı ve doğal hali ile bulunduğu, içindeki taşlık ve … alanların temizlenmediği, dar kelete alanlarda işleme sırasında açığa çıkan taşların temizlendiği, bu tür yerlerde 3402 sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığından ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, davacılar adına temyize konu taşınmazın, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız
malik sıfatıyla kullanılmadığı ve taşlık, … ve makilik bölümlerinin taşınmazın büyük bölümü içinde dağınık halde bulunduğu M.Y.’nın 715/2. ve 3402 sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan … niteliğindeki taşınmazın tescil ve sınırlandırma yoluyla hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı belirlendiğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 19/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.