YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8903
KARAR NO : 2012/14584
KARAR TARİHİ : 18.12.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi, davacılar … ve arkadaşları, … ve arkadaşları, … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, … ve arkadaşlarının duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … mevkii 274, 284, 346 ve 361 parsel sayılı taşınmazlar, sırasıyla 2932,95 m2 yüzölçümü ile tarla, 7057,35 m2 yüzölçümü ile zeytinlik ve tarla, 1730,75 m2 yüzölçümü ile tarla, 1347,39 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğiyle, önceden … … zilyetliğinde iken 1974 yılında ölümüyle mirasçıları olan eşi … ve çocukları … ve arkadaşları ile kendinden önce ölen oğlu …’in oğlu …’ya kaldığı ve halen onların zilyetliğinde olduğundan söz edilerek … ve arkadaşları adına tesbit edilmiştir. Davacı … ve … … (….), taşınmazların murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, bir bölümü eski … … adıyla … Köyü sınırları içinde 373 ilâ 633 parsel sayısıyla tesbit görmüşse de, … çiftliği olarak geçen bölümünün … Köyü sınırları içinde kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı iddiasıyla, kadastro tesbitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu malikleri adına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. … ve arkadaşları, … … ve arkadaşları tarafından açılan davaya aynı sav ile katılmışlardır. … ve … ise, tapu malikleri mirasçılarından …, …, … … ve bunların mirasçısı A. … …’nin payını 1991 ilâ 1994 yılları arasında düzenlenen dört adet noter satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı iddiasıyla sözü edilen kişilere düşecek payın 1/2’şer adlarına tapuya tescili; …, …’ye ait payı, 08.07.1998 tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı iddiasıyla adlarına tescili; Hazine, parsellerin etrafı orman ile çevrili orman içi açıklığı olduğu iddiasıyla Hazine adına tescili; Orman Yönetimi ise, … Köyü, 274 sayılı parselin etrafı orman ile çevrili orman içi açıklığı olduğu iddiasıyla orman olarak Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece; … ve arkadaşlarının davalarının REDDİNE; Hazinenin ve Orman Yönetiminin 274 sayılı parsele yönelik davaların kabulü ile bu parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline; Hazinenin 361 parsele ilişkin davasının kabulüne, diğer parsellere ilişkin davasının REDDİNE; çekişmeli 361 sayılı parselin bilirkişi kroisinde (B) ile gösterilen 451,79 m2 yüzölçümündeki bölümünün tesbitinin iptaline ve ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline; … bilirkişi krokisinde … yatağı olak gösterilen 35,23 m2 bölümün kadastro dışı bırakılmasına; 284 ve 346 sayılı parsellerin tamamının ve 361 sayılı parselin krokisinde (A) ile gösterilen 860,38 m2 bölümünün paylı olarak tesbitteki gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine ve Orman Yönetimi ile davacılar … ve arkadaşları, … ve arkadaşları, … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 22 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilân edilerek 24.07.1982 tarihinde aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028 – 926 sayılı veraset ilâmından, davacılardan …’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi …. kızı 1941 doğumlu … ile çocukları … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, …’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre; mahkemece, davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde, iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan, H.M.K.’nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine saihp bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı Hukuk Yargılamaları Usul Yasasının 41 maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hâkim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “… yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, … yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, mahkemece; davacılardan …’nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine 18.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.