Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/12600 E. 2010/16253 K. 20.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12600
KARAR NO : 2010/16253
KARAR TARİHİ : 20.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne Karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyünde bulunan 4000 m2’lik taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 25.07.2009 tarihli krokide (A)=1215,23 m2’lik kısmının davacılar adına 1/2’şer hisse ile tapuya tesciline, (B)=bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından (A) bölümüne yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 22.09.1968 tarihinde ilan edilip kesinleşen seri bazda orman kadastrosu ve 01.09.1994 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 28.06.1967 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yılık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve … bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, yörede 1970 yılında yapılan orman sınırlandırmasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin orman sınırları dışında bırakıldığı, eğiminin yüksek olduğu, 1967 yılında yapılan arazi kadastrosunda tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar komşu parsel tutanakları getirtilip, varsa dayanak kayıtları uygulanmamış, orijinal kadastro paftası getirtilerek taşınmaz üzerinde gösterilmemiş, kadastro paftası ile memleket haritası çakıştırılarak komşu parsellerle birlikte davalı taşınmaz memleket haritası üzerinde gösterilmemiş ise de; hükme dayanak alınan ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli (A) ile gösterilen taşınmazın, toprak yapısının tarım için yeterli olmadığı, imar ve ihyasının tamamlanmamış, halen ıslah edilmesi gereken yerlerden olduğu ve tarım arazisi niteliğini kazanmadığı bildirilmiştir.Bu tür yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Davacı adına tescile karar verilen ve temyize konu taşınmazın, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmadığı ve M.Y.’nın 715/2. ve 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, tescil ve sınırlandırmaya ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacak taşınmaz hakkında imar ihyasının dahi tamamlanmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken … şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.10.2010 günü oybirliği ile karar verildi.