Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2395 E. 2011/5774 K. 09.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2395
KARAR NO : 2011/5774
KARAR TARİHİ : 09.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 173 ada 44 parsel sayılı 26705,76 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazda davalının zilyetliği bulunmadığı gibi, taşınmazın imar ve ihya edilmediği, doğal toprak yapısının çalılık ve meşelik olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 22.10.2008 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile işaretli 22981,61 m²’lik kısmının meşelik ve çalılık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, (A) ile işaretli 3724,15 m²’lik bölümün ise tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline dair verilen karar davacı Hazine ve davalı gerçek kişinin temyiz istemi sonucunda Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2010 gün 2010/5207-5995 sayılı kararı ile “….dava konusu taşınmazın, güney doğusunda bulunan 173 ada 45 nolu parsel ile batısında bulunan 30 nolu parselin (C) ile gösterilen bölümünün hükmen çalılık ve meşelik olarak kesinleştiği, bu parseller ile meşelik ve çalılık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretli bölümünün Hazine tarafından Orman Yönetimine orman olarak her zaman tahsis edilebileceği gibi herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. Maddesi gereğince orman sınırı içine de alınabilecekleri gözönünde bulundurulduğunda, (A) ile işaretli kısmının dört tarafı orman parseliyle çevrili orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı Hazinenin davasının kabulü ile (A) ile gösterilen bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE ve dava konusu taşınmazın orman niteliği ile tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasa uygulamalarına esas olmak üzere yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda
davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı gerçek kişiler aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 4., 5. ve 6. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine dördüncü bent olarak “4-6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı Hazine lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 09.05.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.