Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/12796 E. 2011/15167 K. 19.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12796
KARAR NO : 2011/15167
KARAR TARİHİ : 19.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ile davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … ilçesi, … köyü, 112 ada 1 parsel sayılı 7568,66 m² yüzölçümündeki taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve “taşınmazın tamamı eylemli ormana dönüşmüştür” şeklinde şerh verilerek Hazine adına çalılık niteliğiyle tespit edilmiştir. Davacı, taşınmazın eylemli orman olmadığı ve taşınmazın fiili kullanıcısı olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalılardan Hazine ile Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1968 yılında yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı ile değişik 2/B madde uygulaması 09/06/1997 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
1-) Hükmü katılma yoluyla temyiz eden Hazine vekiline mahkeme kararı 25/05/2011 gününde, temyiz dilekçesi ile 07/07/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, Hazinenin temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 432. ve 433. maddelerinde öngörülen sırasıyla 15 ve 10 günlük yasal süreler geçirildikten sonra 20/07/2011 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-) Davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; Öncelikle belirtmek gerekir ki, kural olarak bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ait olup, buna aktif husumet denilir. Bir hakkın kendisinden istenebilecek durumunda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi ise borçlu kişi olup, buna da pasif husumet denilir. Bir davada gerek aktif ve gerekse pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve resen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise, dava bu sebep ile reddedilir. Somut olayda dava 3402 Sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi isteminden ibarettir. Çekişmeli taşınmazın 2/B niteliği kesinleşmiş olduğuna göre, somut davada Orman Yönetiminin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle Orman Yönetimine karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-) Davacı …’ün temyiz itirazlarına gelince ise; Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı kişinin tutanağın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi isteminin reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamı ve 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesindeki düzenlemeye uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek madde 4’de “6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmü yer almıştır. Bu maddeye göre yapılan kadastro çalışmasında, öncesinde orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına tespiti yapılıp fiili kullanım durumları ve varsa üzerindeki muhdesatın sahipleri belirlenmektedir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz 2/B niteliğiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerden olup, çekişmeli taşınmazın 2/B niteliği itirazsız kesinleşmiştir. 2/B niteliği kesinleşen taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu düşünülemeyeceğinden mahkemece, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesindeki düzenleme gereğince taşınmazın varsa fiili kullanıcısını ve varsa üzerindeki muhdesatın kim yada kimlere ait olduğunu, yani somut olayda davacının fiili kullanım ve varsa muhdesata yönelik iddialarını araştırarak oluşacak sonuca göre hüküm kurması gerekirken, taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı kişinin temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
2) Yukarıda İkinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle; davacı … ve davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimi ve gerçek kişiye iadesine 19/12/2011 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI:

Davacı; 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi kapsamında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, zilyet ve kullanımında olan … köyü, 112 ada 1 parsel sayılı 7568,66 m² yüzölçümündeki taşınmazın “çalılık” ile “taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüştüğü” şerhi de konulmak suretiyle Hazine adına tespit edildiğini belirterek, taşınmazın “Çalılık” olarak tespit edilen vasfının “Tarla” olarak değiştirilmesi, tutanaktaki “taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür” şerhinin silinmesi ve taşınmazın kendi zilyet ve kullanımında olduğunun şerh düşülmesi talebiyle, Hazineye husumet yönelterek dava açmıştır.
Dava, 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi kapsamında yapılan, kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Dairemiz tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu hükmün bozulmasına karar verilmiş olmakla birlikte, çoğunluğun bozma nedenlerine aşağıda belirttiğim gerekçelerle katılamıyorum. Şöyle ki;
Kural olarak; bir davada davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) hakkın malikine, davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) ise o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Gayrimenkul mülkiyetine ilişkin davalarda davalı sıfatının, taşınmaz malikine (tapu sicilinde malik olarak gözüken kişiye) ait olacağı tartışmasızdır. Kural bu olmakla birlikte bir davada, davacı … davalı sıfatlarının kimlere ait olacağı, dava ile elde edilmek istenen sonuca göre belirlenmelidir.
3234 sayılı Yasaya göre, ormanların geliştirilmesi ve korunması işlevi Orman Genel Müdürlüğünce düzenlenmekte olup, bir taşınmazın orman olduğu savı ile açılacak davalarda aktif dava ehliyeti Orman Genel Müdürlüğüne aittir.
Ormanların … mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı ise Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğuna göre, orman savı ile dava açma hakkı, mülkiyet sahibi Hazine ile Orman Genel Müdürlüğüne aittir. Bunun dışındaki kurum, kuruluş ile özel ve tüzel kişilerin orman savı ile dava hakları bulunmamakta olup, bu ilkenin doğruluğu Dairemiz, Yargıtayın gayrimenkule bakan Hukuk Daireleri ve HGK.’nun istikrar kazanan uygulamaları ile kabul edilmiştir.
Belirtilen bu ana kural ve ilkenin doğruluğu kabul edildikten sonra kuralın mefhumu muhalifinden hareket edildiğinde; eylemli orman olduğu kadastro komisyonunca belirlenen bir taşınmazın, vasfının orman olmadığının belirlenmesi davasında pasif husumetin, mülk sahibi Hazine ile ormanlar üzerinde gözetim ve yönetim hakkı bulunan Orman Yönetimine ait olduğu sonucuna ulaşılması kaçınılmazdır. Başka bir anlatımla; bu tür davalarda, Hazine ve Orman Yönetimi arasında yukarıda belirtilen ilişki dikkate alındığında iki kurum arasında mevcut dava bakımından mecburi dava arkadaşlığı vardır.
Somut olayda; tutanaktaki “taşınmazın tamamı eylemli orman haline gelmiştir.” şeklindeki şerhin varlığı taşınmazın talep halinde yeniden kamu malı orman olarak tahsis hakkını Orman Yönetimine (…) verecek aksine bir belirleme ise Orman Yönetiminin tahsis isteme hakkını ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle, davada Orman Yönetimine (Orman Genel Müdürlüğüne) husumet yöneltilmesi yasal zorunluluktur.
Bir davada taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup davanın görülebilirlik koşuludur. Bu nedenle bu hususun taraflarca ileri sürülmese dahi davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Yerel mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulmalıdır.
Ayrıca, 05/11/2003 gün ve 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi, 2896 ve 3302 sayılı Yasaların 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman vasfını taşıdığı Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerlerin, talep halinde Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilerek Hazine adına orman niteliği ile tescil edileceği hükmü getirilmiştir.
Davacı tarafından dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosu sırasında tespit tutanağına yazılan “Taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür.” şerhinin silinmesi talep edildiğine göre ve davanın kabul edilmesi halinde, bu kabul kararı ile Orman Yönetiminin 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi hükmü kapsamında Hazine nezdinde yapacağı “Tahsis” talebinin önü kapatılarak taşınmazın eylemli orman olmadığı, mahkeme hükmüyle belirlenmektedir. Her ne kadar bu belirleme davada taraf olmayan Orman Yönetimini bağlamaz ve hüküm kesin hüküm oluşturmaz ise de, güçlü bir delil olarak ayakta kalacağından, bir an için taşınmazın eylemli durumunun ortadan kaldırılması halinde, Orman Yönetiminin taşınmazı Hazineden tahsis için haklı bir nedeni de kalmayacağından yönetim aleyhine doğacak hak kaybının önlenmesini teminen husumetin Orman Yönetimine (Orman Genel Müdürlüğüne) yaygınlaştırılması zorunlu olduğu gibi, böyle bir uygulama usul ekonomisinin de gereğidir.
Bu nedenle, yerel mahkeme kararının sayın çoğunluğun dosyada mevcut diğer bozma gerekçeleri ile bozulması gerektiğine katılmak ile birlikte, davalı … Yönetiminin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı yönündeki bozma gerekçesine yukarıda belirtilen sebepler ile katılmıyorum.