YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4910
KARAR NO : 2011/6220
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 10.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Hazine vekili Avukat … ile … vekili Avukat … … … geldi, karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Avukat … … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 157 ada 36, 37 ve 41 parsel sayılı 3362,72 m2, 1918,59 m2 ve 1982,11 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kestanelik niteliğiyle, Orman Kadastro Komisyonunca 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından söz edilerek, tesbit tutanağının beyanlar hanesine, 36 sayılı parselin üzerindeki kestane ağaçlarının … evlatları …, … ve …, 37 parselin …, 41 sayılı parselin ise … oğlu …’a ait olduğu yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi 07.12.2006 tarihli dava dilekçesinde, davalı sıfatıyla ilçe Kadastro Müdürlüğünü göstererek, taşınmazların sadece orman kadastro komisyonunca 2/B uygulamasına konu edilebileceği, böyle bir yetkisi olmadığı halde, arazi kadastro ekibinin taşınmazların 2/B gereği Hazine dına tesbit edilmesinin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla, parselerin tesbitin iptali ve parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Kadastro Mahkemesinin, davanın idare tarafından yapılıp askıya çıkarılan idari işlemin iptali istemiyle açıldığı, bu nedenle İdari Yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev nedeniyle reddine ilişkin 04.10.2007 gün ve 2006/154-99 sayılı kararı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.07.2008 gün ve 2008/7327-9745 sayılı kararıyla “ süresi içinde açılan 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasına itiraz niteliğindeki davada adliye mahkemesinin görevli olduğu, davanın … ile hak sahibine yaygınlaştırılarak davaya devam edilmesi” gereğine değinilerek BOZULMUŞ, Yerel Mahkemenin 16.0.2008 günlü direnme kararı da Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2009 gün ve 2009/20-147, 2009/23 sayılı kararıyla, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki gerekçeler kabul edilerek bozulmuştur. Dava … ve Orman Bakanlığıyla, tesbit tutanağında hak sahibi olarak gösterilen gerçek kişilere yaygınlaştırıldıktan sonra yapılan araştırma sonunda, mahkemece bu kez davanın KABULÜNE, çekişmeli parsellerin tesbitlerinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ile davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 14.05.1967 tarihinde ilan edilerek bir yıl sonra kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre 185 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması, genel arazi kadastrosu sonuçları ile birlikte 9.11.2006 ila 08.12.2006 tarihinde ilan edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafları ile orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi, … bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parsellerin öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre 2005 yılında yapılıp sonuçları arazi kadastrosu ile birlikte ilan edilen ve dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, halen çekişmeli 157 ada 36 sayılı parselin 35-60 yaşlarında aşılı kestane ağaçları, 41 sayılı parselin ise 20-25 yaşına aşılı kestane ağaçları, 157 ada 37 sayılı parselde ise kestane fidanları bulunduğu belirlenip, taşınmazların bu haliyle nitelik kayıp ettiği söylenemeyeceği, 4785 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince “sahipli fıstık çamı, palamut meşesi ve aşısız kestane ormanlarının” devletleştirme kapsamı dışında bulunduğu, buna göre sahipsiz aşısız kestanelikler ile tapusu olsa bile aşılı kestane ormanlarının devletleştirme kapsamında olduğu, “sahipli”den, taşınmazın tapulu olması kastedildiği ve davalının dayandığı tapu kaydı bulunmadığı, bu nedenle çekişmeli parsellerin halen eylemli devlet ormanı niteliğinde olduğu ve nitelik kayıp etmediği,
Bir an için çekişmeli parsellerin nitelik kayıp ettiği kabul edilse bile, taşınmazdaki nitelik kaybının doğal yollarla olmayıp, insan eliyle meşe ve çalıların temizlenip yerine kestane ağaçları dikilmek suretiyle insan eliyle gerçekleştirildiği belirlenip,
6831 sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin yasa maddesinde anlatılan bilim ve … bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesi olduğu, bu yöntemin, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğuracağı, yasada tanımlanan (…bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olayların amaçlanmadığı, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin vereceği sonucuna ulaştıracağı, bu durumun Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olduğu, suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesinin yasalarla korunamayacağı, davanın niteliğine göre davada Kadastro Müdürlüğünün davalı sıfatının bulunmadığı gözetilerek, … ile tesbit tutanaklarının beyanlar hanesinde ağaçların sahibi olarak gösterilen kişiler aleyhine açılan davalarının kabulüyle çekişmeli parsellerin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, orman sayılan yerler ile orman içi açıklıklardaki zilyetliğin hukuki değeri bulunmadığı gibi suç oluşturacağı, bu nedenlerle devlet ormanlarında kullanıma ve zilyetliği ilişkin şerh verilemeyeceği gözetilmeden, devlet ormanı olarak Hazine adına tesciline karar verilen 157 ada 36, 37 ve 41 sayılı parsellerin kadastro tesbit tutanağının beyanlar hanesinde yer alan, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığı, 157 ada 36 sayılı parselin içindeki kestane ağaçlarının … evlatları …, … ve …, 157 ada 37 sayılı parselin üzerindeki kestane ağaçlarının …, 41 sayılı parsel içindeki ağaçların ise …’a ait olduğuna ilişkin şerh yazılması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında üçüncü paragrafta yer alan “… ili, … ilçesi, … köyü, … … mevkiinde bulunan 157 ada 36, 37 ve 41 parsel sayılı taşınmazların TESBİTİNİN İPTALİNE, AYRI AYRI ORMAN VASFI İLE MALİYE HAZİNESİ ADINA TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE, cümlesinden sonra gelmek üzere, çekişmeli parsellerin kadastro tesbit tutanaklarının beyanlar hanesinde yer alan, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığı ve 157 ada 36 sayılı parselin içindeki kestane ağaçlarının … evlatları
…, … ve …, 157 ada 37 sayılı parselin üzerindeki kestane ağaçlarının …, 41 sayılı parsel içindeki ağaçların ise …’a ait olduğuna ilişkin şerhlerin silinmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren Hazine yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 24.05.2011 günü oybirliği ile karar verildi.