YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7433
KARAR NO : 2010/5373
KARAR TARİHİ : 03.05.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, kaçak elektrik kullanılmadığı iddiasına dayanan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, ceza mahkemesince verilen beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza yargılaması sırasında tespit edilen maddi olguların hukuk mahkemelerini bağlayacağı, ceza davasında alınan bilirkişi raporu maddi olgu olduğundan bu dava için de bağlayıcı olduğu, 12.02.2007 tarihli bu rapora göre kaçak elektrik kullanılmadığı, yargılama sırasında alınan 23.10.2007 tarihli raporda kaçak elektrik kullanıldığı belirlendiği için söz konusu çelişki nedeniyle alınan en son 15.02.2008 tarihli raporda da kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığı belirlendiğinden, ceza yargılaması kapsamındaki rapor ile yargılama sırasında alınan ikinci raporun birbiriyle uyumlu olduğu, aynı zamanda oluşa ve davacının tutanak öncesi ve sonrası tüketimlere uyum gösterdiği gerekçeleri ile son rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne, davacının dava konusu 3.534.84.-YTL.den borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından davalı kuruma ödenen 3.534.84.-YTL.nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Ceza mahkemesince verilen delil yetersizliğinden beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı yerel mahkemenin de kabulündedir. Her ne kadar mahkemece ceza dosyasındaki raporun maddi olgu niteliğinde bulunduğu kabul edilmiş ise de, ceza mahkemesi kararında maddi vakıayı tespit eden bir hükme yer verilmemiştir. Hal böyle olunca, ceza mahkemesi kararının somut olay bakımından bağlayıcılığından söz edilemez.
Dava konusu elektrik sayacının vekalet mühürleri ile oynandığı ve mühür tellerinin kırık olduğu, kaçak elektrik tespit tutanağında belirtilmiştir. Mahkemece alınmış olan 23.10.2007 tarihli bilirkişi raporunda da kaçak elektrik tespit tutanağındaki bu saptamaya dayanılarak dava konusu işyerinde kaçak elektrik kullanıldığı konusunda görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen tespitler dikkate alınmadan önceki ve sonraki tüketimleri karşılaştırarak görüş bildiren son bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden konusunda uzman bir bilirkişiden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip davacının ihtirazi kayıt koymadan taksitler halinde borcu ödemiş olması karşısında B.K.nun 62.maddesinin davaya etkisi üzerinde de durulup tartışılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davalının tahakkuk ettirdiği bedelin bir kısmının normal kullanımdan kaynaklanan tüketimin bedeli olduğu gözetilmeden davanın tamamen kabulünde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.