YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6778
KARAR NO : 2011/11401
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.05.2010 gün 3837-7001 sayılı bozma kararında özetle” … köyü 197 ada 3 parsel numaralı 305 m2 yüzölçümlü taşınmazın Kasım 1990/2 nolu tapu kaydı nedeniyle davalı adına yapılan tespitine Davacı Hazinenin, taşınmazın Mart 1984 tarih 31 numaralı tapu kapsamında, kesinleşen 2/B madde sahası olduğu iddiasıyla açtığı davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmişse de davalının tutunduğu ve kadastro tesbitlerine esas alınan tapu kayıtlarının geldisi olan Eylül 1315 tarih 27 numaralı tapu kaydının ilk oluşumundaki yüzölçümü:919 m2 tarla niteliğinde, sınırları:Doğusu ve Güneyi:Yol, Batısı:Kendi tarlası, Kuzeyi:Sahil-i Bahr-i Siyah (… sahili) okumakta olup, sözü edilen tapu kaydının miktarının, davacılar … ve … tarafından Tapu Sicil Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, … Köyü Tüzel Kişiliği ve sınır komşuları olan gerçek kişiler hasım gösterilmek suretiyle 02.09.1985 günü … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan Hudut ve Mesaha Tashihi davası sonunda 919 m2.den 24.510 m2. ye çıkartıldığı, sözü edilen kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 26.06.1989 tarihinde onanarak kesinleştiği, tapu kapsamı içinde kalan kesimde İl İdare Kurulunca 08.08.1989 gün ve 1483 sayılı kararıyla yapılan parselasyon sonucu 1 ila 24 parsellere ifraz edildiği, daha sonra 2006 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu 104 ada 1, 202 ada 1,198 ada 1…4,197 ada1…5, 196 ada 1…4, 195 ada 1…14, 192 ada 1, 193 ada 1, 194 ada 1 parsellere revizyon gördüğü, revizyon parsellerinin yüzölçümü yaklaşık 18.000 m2 olup, bu parsellerin kuzeyinde … …- … asfaltından, kuzeyde Karadeniz sahiline kadar olan kesimi de içine alarak, fen bilirkişi … tarafından hazırlanan 10.02.2009 tarihli krokide mavi renkle gösterilen tashih krokisinin kapsamından daha fazla olarak, aynı krokide turuncu renkle gösterilen miktarı kapsadığı,çekişmeli taşınmazların bulunduğu kesimin 1946 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırı içine alındığı, daha sonra 1975 yılında 6831 sayılı kanunun bazı maddelerini değiştiren 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulamaları sırasında 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitiren yer olması nedeniyle P.XII poligon numarası verilerek, 2.madde sahası olarak ayrıldığı, işlemin 27.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği ve Mart 1984 tarih 31 numarada tapu kütüğüne tescil edildiği, kadastro çalışmaları sırasında , kesinleşen 2. madde sahasına, 200 ada 13 parsel numarası verilerek -77H.8000 m2- yüzölçümüyle 3402 sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince tutanak düzenlenmeksizin tapu kütüğüne aynen aktarıldığı,mahkemece 1988/312 sayılı mesaha tashihi davasında, Hazine vekilinin Mart 1984 tarih 31 numaralı tapu kaydına dayanmadığı, tapuda satın alan davalılar ve Hazine yönünden kesin hüküm oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; temyize konu davada dayanılan maddi olayın; çekişmeli taşınmazların öncesi itibarıyla orman sayılan, kamu malı niteliğinde yerlerden olduğu, özünde kamu malı olan taşınmazın bu niteliği göz önünde bulundurulmadan özel mülk
olarak davalı kişiler adına yolsuz oluşturulan tapu kaydının (tescilin) hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil durumunda olması nedeniyle iptali gerektiği konusunda açıldığı, bu nedenle kesin hüküm bulunmadığı,davanın esası hakkında karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Yasaya göre 1946 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Yasaya göre yapılıp 27.10.1975 tarihinde ilan edilerek, dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve hükmüne uyulan bozma kararında açıklanan nedenlere göre, davalılar adına oluşturulan ve kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının yolsuz tescil durumunda olduğu ve hiç bir zaman malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı , T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023.(E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı taşınmazı başkasından devralmışsa ve şartları varsa devredene karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerinin ileri sürülebileceği, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27/12/1990 gün 14371-15373 ve 10/04/2002 gün 3848-4512 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi temyize konu davada orman olgusunun tartışılmadığı, bu davanın hukuki sebebinin değişik olduğu, bu nedenlerle Hazinenin taraf olmadığı yüzölçümün artırılması davası sonucu verilen kararın Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gözönünde bulundurularak mahkemece işin esasına girilip 2/B madde sahasında kaldığı belirlenen taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine hükmolunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kaldırılarak hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 4 ve 5. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasayla 3402 sayılı yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi gördermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/10/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.