Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5382 E. 2010/10853 K. 21.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5382
KARAR NO : 2010/10853
KARAR TARİHİ : 21.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2004 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, … Köyü 125 ada 1 parsel sayılı 52937.00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ocak 1963 tarih 3, Eylül 1966 tarih 70, Ocak 1960 tarih 4 ve Mayıs 1934 tarih 159 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanmak suretiyle tarla niteliğinde davalılar adına tespit edilmiştir. Hazine, taşınmaza uygulanan tapu kaydının değişir sınırlı olduğu, bu nedenle miktarı ile geçerli sayılması gerektiği; evveliyatı orman olan, ormandan ve meradan kazanılan yerlerin zilyetlik ve zaman aşımı yolu ile edinilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydı miktar fazlasının Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk kez 1979 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve sonuçları 15/11/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, … Köyü mülki sınırları içinde bulunan ormanların 3402 Sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere 6831 Sayılı Yasaya göre orman sınırlarının tespiti ile 1979 yılında yapılan sınırlamanın aplikasyonu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, bu çalışma temyize konu davanın varlığı nedeniyle kesinleşmemiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve tapu kayıt miktar fazlası yönünden de zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Tespitte esas alınan tapu kaydı mahkemece ilk oluşumundan itibaren sıra izler biçimde dosyaya getirtilmediği için takip edilememekle birlikte 2510 Sayılı Yasa ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu kayıtların fotokopilerinin değil, sıra izler biçimde asıllarının getirtilmesi gereklidir. Tespit tapularının incelenmesinde bunların “Hazine uhdesinde kalan müfrez tarla” sınırları içerdiği, iktisap sebebi olarak da “Mübadil Rumlardan metruk olup Tapu Komisyonu Kararı gereğince” oluştukları anlaşılmaktadır. Bunlardan Hazineye ifraz edilen yer olduğu, mübadillerden kalan
yerler bulunduğu sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle; mahkemece, tespitte esas alınan dört adet tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren sıra izler biçimde asılları ile bu kayıtlara ait ifraz krokileri getirtilmeli, daha sonra bir fen elemanı ile yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri eşliğinde yapılacak keşifte tapu kayıtları yöntemince uygulanmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmeli, Hazineye ifrazen ayrılan yerler bu krokide gösterilip belirlenmeli, 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince mübadillerden kalan yerlerin tapuda kayıtlı olsun- olmasın zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmelidir. Değinilen yönler gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.