Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9580 E. 2010/10972 K. 22.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9580
KARAR NO : 2010/10972
KARAR TARİHİ : 22.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 1816 ada 16 ve 17 parsel sayılı sırasıyla 8375 m2 ve 10.059 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 1937 tarih 180 numaralı vergi kaydı nedeniyle zeytinlik niteliğiyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, taşınmazların miras bırakanları Hacısoftaoğlu …’den kaldığı iddiasıyla, Hazine ise, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, mahkemece, davanın reddine, taşınmazların davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yörede 1967 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1992 yılında yapılan 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece taşınmazın orman olmadığı, davacıların hakkı bulunmadığı ve davalılar yararına imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği açıklanarak karar verilmişse de, yapılan araştırma hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; çekişmeli 1816 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların, dava dışı aynı ada 11 ila 30 parsellere birlikte uygulanan 125 Hektar yüzölçümlü, tarla niteliğinde D:Kışlağ ormanı, B:Kışlağ-Milas hududu, K:… …, G:Hali, orman ve … kışlağı okuyan vergi kaydı nedeniyle davalılar adına tespit gördüğü ve Dairenin 22.06.2009 tarihli geri çevirme kararıyla, sözü edilen vergi kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerin tutanakları istendiği halde, bu tutanakların getirtilmediği, sadece yakın komşu durumundaki 13, 14, 15, 18, 19 ve 20 parsel tutanaklarının getirtildiği, bunların da Kadastro Mahkemesinin 2003/17, 21, 29 ve 33 esas numaralı dosyalarında davalı oldukları halde, dava dosyaları getirtilip sonuçlarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Yine tespite esas alınan vergi kaydı sınırları kışlak ve orman okumakta, uzman bilirkişi raporuna ekli tarihsiz memleket haritasında da çekişmeli taşınmazın işaretlendiği yerin çevresinde “ağıl” işaretleri bulunmaktadır.2006 yılında yapılan keşif sırasında yerel bilirkişi taşınmazın bir bölümünün otlak olarak kullanıldığını, ziraat uzmanı da kısmen zeytinlik, kısmen meşelik olduğunu açıklamıştır. O halde taşınmazın, 1967 yılında seri bazda yapılan orman kadastro sınırları dışında kalması yeterli değildir. Serinin dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığı eski tarihli resmi belgelerin yöntemince uygulanması sonucu anlaşılacaktır ki hükme esas alınan rapora ekli memleket haritasının hangi yıla ait olduğu belli olmadığı gibi taşınmaz orman sayılmayan yerlerden olsa bile zilyedlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yapılan inceleme yetersizdir.
O halde;çekişmeli taşınmazları ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ve tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden
istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli,orman olmadığı belirlendiği takdirde, tespite esas alınan 180 yazım numaralı vergi kaydı kapsamı belirlenmeli, kaydın revizyon gördüğü tüm parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve davalı olduları dosyalar getirtilmeli, kesinleşip kesinleşmedikleri araştırılmalı, yine taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı,otlak olarak kullanılıp kullanılmadığı maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak komşu köylerden seçilecek bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, eğimi, üzerindeki zeytinlerin sayısı, yaşı, aşı yaşı, taşınmazdaki zeytin ve meşe ağaçlarının dağılımı konusunda ziraat uzmanından rapor alınmalı,
Ormancılık bilimine göre, meşe ağacı tohumlarının, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer alması ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çimlenip yetişmesinin mümkün olamayacağı, bu tür taşınmazların, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a ve j maddesi ve aynı maddenin 2. fıkrası gereğince komisyonlarca sınırlandırma dışı bırakılmış olmasının orman niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bırakılsa da 4999 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle” her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği gözönünde bulundurularak meşelik kısımlar … bilirkişiye ölçtürülmeli ve bu kısımlar hakkındaki dava kabul edilmeli, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 22.09.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.