Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/14949 E. 2011/12878 K. 17.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14949
KARAR NO : 2011/12878
KARAR TARİHİ : 17.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine, … ve davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü, 104 ada 136 parsel sayılı 1940,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, dava konusu 104 ada 136 parselin ve kadastro sırasında yola ilave edilen yaklaşık 8-10 dönümlük kısmın zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne ve dava konusu 104 ada 136 parselin kadastro tutanağının iptali ile tarla niteliğiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, …’de 3402 sayılı Yasanın uygulanması ile yol olarak bırakılan krokide (A) ile gösterilen 7444,96 m²’lik taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile … köyünün son ada numarası olan 159 ada 1 parsel numarası verilerek tarla niteliğiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine, … ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir
Bölgede, 1939 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 5304 sayılı Yasayla değişik 3402 sayılı Yasaya göre aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları yapılmıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 104 ada 136 nolu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece “tespitin iptaline” karar verilmesi gerekirken “kadastro tutanağının iptaline” karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 1. bendinde yer alan “kadastro tutanağının” kelimeleri kaldırılarak bunun yerine “tespitinin” kelimesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle onanması gerekmiştir.
2) Davalıların, kadastro sırasında yol olarak bırakılan krokide (A) ile gösterilen 7444,96 m²’lik taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; kadastro mahkemesinin görevi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Dava konusu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden, uyuşmazlığın çözüm yeri genel mahkemeler olacağından öncelikle kamu düzenine ilişkin olan görev konusu mahkemece resen göz önüne alınarak davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle işin esasının incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ; 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle dava konusu 104 ada 136 nolu taşınmaz yönünden hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar Hazine, … ve davalı gerçek kişilerin yol olarak bırakılan taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.