YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/769
KARAR NO : 2010/1037
KARAR TARİHİ : 02.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davalıların duruşma isteminin puldan reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, … Köyü 398 parselin kısmen (21575 m2’sinin) 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunu bildirerek davalı tapusunun iptalini ve Hazine adına tescilini, birleşen davada ise tespite esas alınan vergi kaydının miktarı olan 22.975 m2’den geriye kalan 9225 m2 bölümün kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tescilini istemiş; mahkemece sınırda orman olması nedeniyle Orman Yönetimi de davaya dahil edildikten sonra davanın kısmen kabulü ile 10.02.2006 tarihli krokide (B) işaretli 9225 m2 taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Orman İdaresine karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1979 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre, 1985 yılında 2896 Sayılı Yasaya göre, 1987 yılında da 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 28.11.1967 tarihinde kesinleşmiştir.
1) Hazinenin temyiz itirazları bakımından; (B) işaretli 9225 m2 taşınmaz bölümünün hem kesinleşen 2/B sahası, hem de çekişmeli taşınmazın tesbitine esas alınan 350 tahrir numaralı 22975 m2 yüzölçümlü, doğusu çalılık okuyan değişir sınırlı vergi kaydının miktar fazlası olduğu belirlenerek bu bölümün Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre Hazinenin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davalıların temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (B) bölümünün 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,daha sonra 1979 yılında yapılan çalışmada, bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle B bölümünün Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz kısmen daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde,1967 yılında arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri
2010/769-1037
yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, şartları varsa devreden kişiden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satış bedelinin istenebileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalıların temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle Hazinenin, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davalılara yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 02.02.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.