YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3116
KARAR NO : 2010/6228
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 1081 sayılı parselin ifrazından oluşan 1354 parsel sayılı 4820 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1988 yılında yapılan ve kesinleşen 2/B madde uygulama sahası içinde kaldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın 2/B niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B iddiasına dayalı tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1988 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında 2/B madde uygulaması yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B sınırları içinde kaldığı, öncesi itibarıyla 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 1944 yılındaki orman kadastrosunun kesinleşmesi sonucu, Mayıs 1946 tarih 19 numarada Hazine adına tescil edilen orman tapusu revizyon gösterilerek orman niteliğinde kadastro tespit tutanağı düzenlenen ve gerçek kişilerin açtıkları dava sonucu 1951 yılında yapılan makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957 yılında verdiği karar ile Hazine adına hükmen tapuya tescil edilen 1081 sayılı orman parselinin bir bölümü olduğu, 1988 yılında yapılan işleme karşı davacı tarafından 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde gösterilen 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açılmadığından, dava konusu parseli, orman içinde bırakan tahdit ve aplikasyon işleminin kesinleştiği , tapu kaydının, orman tahdidi içinde iken toprak tevzi yoluyla yolsuz olarak oluşturulduğu,malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, dava konusu parselin tapu kaydı kadastro yoluyla oluşturulmadığından, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının
doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı , davalı taşınmazı satın almışsa, bu yeri kendisine satan kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile 2/B niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/05/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.