Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10248 E. 2011/14717 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10248
KARAR NO : 2011/14717
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.09.2004 gün ve 8881-8876 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli Araphacı köyü 3 parsel numaralı taşınmaz hakkında davacıların, muristen intikal ettiği ve orman sayılmayan yerlerden olduğu konusunda kesin hüküm bulunduğu halde, tapu kaydı üzerine konulan “Orman sınırı dışına çıkarılmıştır” şerhinin silinmesi istemiyle; Hazinenin ise, 2/B madde sahası olarak Hazine adına tescil istemiyle açtığı davada, mahkemece, gerçek kişi davacıların davasının kabulü ile taşınmazın 2/B madde sahasında kaldığına ilişkin şerhin silinmesine, Hazinenin karşı davasının reddine karar verildiği,
Mahkemece, tapulama mahkemesinin 1983/50-1043 sayılı dosyasının taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğunun kabul edildiği,
Çekişmeli 3 numaralı parselin, 1982 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydına dayanılarak davacılar murisi … adına 27.800 m2 yüzölçümü ile tespit edildiği, Orman Yönetiminin tapulama mahkemesinin 1983/50 sayılı dosyasında açtığı dava sonucu orman yüksek mühendisi … …’nin resmi belgeleri uygulamaksızın keşif günündeki bulgulara göre hazırladığı 07.12.1983 tarihli raporunda, taşınmazın (A) bölümünün (8400 m2) orman sayılan, (B) bölümünün (19.400 m2) orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmesi üzerine, verilen ve kesinleşen karar nedeniyle (B) bölümü ifraz edilerek 3 parsel numarasıyla 19.400 m2 yüzölçümüyle … adına tapuya hükmen tescil edildiği,
Daha sonra 1985 yılında 6831 sayılı Yasanın 2896 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılıp 04.08.1986 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sırasında çekişmeli 3 numaralı parselin tamamı orman sınırları içine alınarak aynı anda 2/B madde sahası olarak ayrılıp, tapuya 08.03.1995 tarih 1370 yevmiye numarası ile taşınmazın 2/B madde uygulaması gereğince orman sınırı dışına çıkarıldığına dair şerh konulduğu,
Tapulama Mahkemesinin 1983/50 sayılı dosyasında Hazine taraf olmadığına göre, hükmün Hazineyi bağlamayacağı bir yana, somut olayda orman kadastrosunun 6831 sayılı Yasanın 2896 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapıldığı, sözü edilen Yasanın 7. maddesinde “…her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların… kadastrosunun… orman kadastro komisyonları tarafından yapılır” ve yine aynı Yasanın 11. maddesinde “… hak sahipleri askı tarihinden itibaren bir yıl içinde görevli ve yetkili asliye mahkemelerine müracaatla sınırlamaya itiraz edebilirler. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise, komisyon kararları kesinleşir” hükmü bulunduğu, çekişmeli parseli içine alan orman kadastro işleminin 04.08.1986 tarihinde kesinleştiği, temyize konu davanın 2002 yılında açıldığı, Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086/174 sayılı kararıyla da kabul edildiği gibi, 6831 sayılı Orman Yasasının orman kadastrosuna ilişkin hükümlerinin diğer kadastro yasaları gibi tasfiye amacı güttüğü ve açılacak davalar için tanınmış olan sürelerin hak düşürücü
süreler olduğu, davada hak düşürücü süre söz konusu olduğuna ve dava dinlenemeyeceğine göre, kadastrodan önce var olan bir kesin hükmün de tartışma konusu yapılması olanağının bulunmadığı,
Orman kadastro komisyonlarının sınırlandırma sırasında kesinleşmiş mahkeme kararlarını dikkate alması, bunlara riayet etmesi gerektiği, aksi takdirde, ilgililerin buna karşı yasanın öngördüğü süre içerisinde tahdide itiraz davası açabileceği, kesin hükmün varlığı, tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı,
Somut olayda, tahdidin yapıldığı ve kesinleştiği tarihlerde yürürlükte bulunan 2896 sayılı Yasayla getirtilen değişikliğe göre, orman sınırlandırılmasına karşı dava açma süresi bir yıl, davanın açıldığı günde yürürlükte bulunan 3373 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinin 1. fıkrasına göre ise, altı ay olup, aynı fıkrada yapılan son değişiklikle, ister kesin hükümle oluşsun, isterse başka biçimde oluşsun, tapu kaydı maliklerine, tahdidin iptali davası açmaları için 10 yıllık süre tanındığı, dava tarihi itibariyle bu sürenin çoktan geçirildiği, 3373 sayılı Yasa ile değiştirilen 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde tapulu taşınmazlar hakkında 10 yıllık itiraz süresi getirilmişse de, bunun somut olaya uygulanamayacağı ve aslında bu hak düşürücü sürenin dahi geçirilmiş olduğu, bu nedenle orman kadastrosu ve 2/B uygulaması kişi yönünden kesinleşmiş olduğuna, hak düşürücü süre nedeniyle davanın dinlenme koşulu bulunmadığına göre, kesin hükmün bulunup bulunmadığı konusunun bu davada tartışılamayacağı gözönünde bulundurularak mahkemece yeniden yapılacak keşifte kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde haritası yerine uygulanmak suretiyle 2/B madde sahası kapsamının belirlenmesi ve çekişmeli 3 sayılı parselin 2/B madde sahasında kalan bölümleri yönünden Hazinenin karşı davasının kabulü, baştan beri orman kadastrosu ve 2/B madde sınırları dışında kalan bölüm varsa o bölüm yönünden de gerçek kişi davacıların isteminin kabulü gerektiği” açıklanmıştır.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B şerhinin tapudan silinmesi istemine, Hazinenin karşı davası ise, tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 04.08.1985 tarihinde 6831 sayılı Yasanın 2896 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1982 yılında yapılmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacıların şerhin silinmesi davasının reddine; Hazinenin davasının kabulü ile 3 parselin tapu kaydının davacılar hissesine düşen 27 pay yönünden iptaline, kalan 9 payın malikleri davada taraf olmadığından üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden çekişmeli taşınmazın … adına tapuda kayıtlı olduğu, … mirasçılarından …, …, …, …, …, …, … tarafından temyize konu davanın açıldığı, …, …, … ve …’nin ise davada taraf olmadığı, anlaşılmaktadır. Mahkemece davada taraf olmayan mirasçıların paylarının üzerlerinde bırakılmasına karar verilmişse de kararın bu hali ile infazı olanaklı değildir. Öncesi orman olan ve 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan taşınmaz bölümü hisseli olarak Hazine ve gerçek kişiler adına tescil edilemez. Mahkemece, … mirasçıları arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereğince zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu gözetilerek, davada taraf olmayan mirasçılar da davaya dahil edilmeli; taraf oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yön gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 14.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.