YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7708
KARAR NO : 2011/7793
KARAR TARİHİ : 21.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili ile katılan … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı HAZİNE, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan … mahallesi 83 ada 23 parsel sayılı taşınmazların, orman kadastro sınırı içindeki yerlerden olduğu, Seferihisar Kadastro Mahkemesinin1996/64-1999/22 sayılı orman kadastrosuna itiraz davası sonucu tapu malikleri lehine verilen karada Hazinenin taraf olmadıgı ve taşınmazların 1. derece doğal ve arkeolojik SİT alanı olduğunu ileri sürerek, tapusunun iptali ile orman olarak Hazine adına tescili istemiyle dava açmış, Orman Yönetimi davacı yanında davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın KESİN HÜKÜM NEDENİYLE REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı HAZİNE vekili ve feri katılan … YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 9 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılıp, 20/03/1980 tarihinde itirazlı yerlerde ise 15/12/1980 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve daha sonra 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince 08.10.1986 tarihinde işe başlanarak yapılan ve 09.10.1986 tarihinde tamamlanıp bitirilen ve 28/10/1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalan ormanların. kadastrosu ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki,yerlerden olduğu iddia edilen taşınmazın,tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/05/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edilmiş, yine Anayasa Mahkemesinin 12/05/2011 gün ve 2009/31-27 (yürürlüğü durdurma) sayılı kararı ile (bu madde ve ibarenin uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç ve olanaksız durum ve zararın önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASINA) karar verilmiştir.
Davacı Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın, orman olduğu iddiasının yanınıda, 1. derece doğal ve arkeolojik SİT alanında bulunan ve zilyetlikle kazanmaya elverişli bulunmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında da bulunulduğu ve bu tür iddiaları içeren davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceği gibi, hak düşürücü sürenin geçtiği de ileri sürülemeyeceğinden, (Örnek karar:Yargıtay HGKnun 22.03.2000 tarih 1-209/180 E.K. sayılı kararı…) mahkemece,işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir
Her ne kadar mahkemece Seferihisar Kadastro Mahkemesinin1996/64-1999/22 sayılı orman kadastrosuna itiraz davası sonucu tapu malikleri lehine verilen kararın bu davada tarafları bağlayacak kesin hüküm olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de,yapılan incelemede ,dava konusu taşınmazın önceki maliki … …’nun dava konusu taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesinde orman kadastrosuna itiraz davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu 1999/22 sayılı karar ile taşınmazın orman kadastrosu ile orman sınırı içine alınan 28.750m2 yüzölçümündeki bölümünün orman olmadığı belirlenerek orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verildiği ve kararın 14/12/1995 tarihinde kesinleştiği, davada Orman Yönetimi ve Hazinenin taraf olduğu anlaşılmış olup,anılan kararın, dava konusu parselin 28.750 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman olmadığı konusunda davalı gerçek kişi yararına, H.Y.U.Y.’nın 237. maddesinde … kesin hüküm koşullarını taşıdığı,ne var ki Hazinenin temyize konu davada sadece orman iddiasına dayanmayıp bunun yanında çekişmeli taşınmazın, 1. derece doğal ve arkeolojik SİT alanında bulunan ve zilyetlikle kazanmaya elverişli bulunmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan tapu kaydının kadastroca yolsuz olarak oluşturulduğunu da ileri sürerek dava açmıştır.
Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak hakkı dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir. “Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının içeriğinden itirazın orman olgusuna dayandırılmadığı, o davada Orman İdaresi taraf olmadığı ormana ilişkin olarak araştırma ve değerlendirme yapılmadığından anılan ilamın orman olgusu yönünden kesinleşmiş bir hüküm olduğu kabul edilemez”. bu iki davada Hazinenin dayandığı hukuki vakıalar (sebep) değişik olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilemez. H.G.K.’nın 04.03.1992 gün 1992/14-610-15, 23.02.2005 gün 2005/21-66-93 ve 17.11.2008 gün 2008/11-743-737 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Diğer taraftan; H.G.K.’nun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir.
Değinilen yönler gözetilerek,bir yerin orman sayılmayan taşınmaz olduğunun saptanması ile zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmemiş olmasının saptanması farklı konular olup, somut olayda mahkemece, temyize konu dava ile Seferihisar Kadastro Mahkemesinin1996/64-1999/22 sayılı orman kadastrosuna itiraz davasının konusunun farklı olduğu gözetilerekz tarafların dayandığı diğer tüm deliller toplanıp ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı HAZİNE vekili ile feri katılan … YÖNETİMİ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine 21/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.