YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5734
KARAR NO : 2012/15922
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı tarafından gerçekte olmayan bir borç için bir takım usulsüzlüklerle iki adet senet tanzim edildiğini ve müvekkil şirket aleyhine Rize 1. İcra Müdürlüğünün 2010/6890 Esas sayılı dosyasıyla haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlatıldığını, davalı ile davacı arasında hiçbir ticari ilişki söz konusu olmadığını belirterek takibe konulan senetlerden borçlu olmadığının tespitine, haksız takip ve dayanağı bonoların iptaline, ayrıca davalının %40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26/05/2011 tarihli dilekçesinde; mahkemeye sundukları 05/04/2011 tarihli dilekçede açıkça belirttikleri üzere müvekkil şirketin icra tehdidi altında davaya esas teşkil eden Rize 1. İcra Dairesinin 2010/6890 Esas sayılı dosyasındaki alacağın tamamını ödediğini, bu sebeple davalarının istirdat davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin şirketin sahibi olmasına rağmen hukuken adının kayıtlarda geçmediğini, müvekkilinin şirketin yani marketin tüm gereksinimleri olan demirbaşları ve market için gerekli olan gıda vs. ürünleri kendi bünyesinden karşılayarak satın aldığını ve marketi faaliyete hazır duruma getirdikten sonra %50 hisselerle… ve …’a devrettiğini, şirketi kurarken resmiyette %50 hisselere sahip olan… ve …’dan herhangi bir ücret talep etmediğini, müvekkilinin davacı şirketin kuruluş aşamasında basiretli bir tüccar gibi davranmayıp tamamıyla güvene dayalı işlemler yaptığını, şirket maddi olarak kendisini ayakta tutabilecek duruma geldiği zaman da şirket ortağı olan …’dan yapmış olduğu harcamalar için 20/04/2010 keşide tarihli bir senet alarak yapmış olduğu masrafları güvence altına aldığını, davacı yanın borçlu olmadıklarına dair iddialarını kanıtlayamadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; takibe konu bonoların davalının yeğeni ve işçisi olan aynı zamanda şirketin temsilcisi konumundaki … tarafından imzalandığı, bonoların karşılıksız olduğu, şirketi borçlandırmaya yönelik olduğu, bonolarla ilgili hiç bir mal ya da hizmet alımına rastlanmadığı, ayrıca davalının bonoların nakden olan ihdas nedenini değiştirerek teminat karşılığı olduğunu savunduğu, bononun ihdas nedenini talil eden davalının ne kadarlık alacağına karşılık bonoları teminat olarak aldığını ispat etmesi gerektiği halde alacağın varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takip konusu bonolar nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyaya … imzalı 29/11/2010 tarihli iki ayrı ibraname ile aynı tarihli davacı şirket ortaklarının imzalarını taşıyan iş bu davadan vazgeçileceğini taahhüt eden bir taahhütname sunulmuştur.
Mahkemece anılan ibranameler ve taahhütname üzerinde durulup davaya etkisi tartışılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmayıp eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.