Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1467 E. 2010/4552 K. 06.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1467
KARAR NO : 2010/4552
KARAR TARİHİ : 06.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.04.2006 gün 2006/1723-5461 sayılı bozma kararında özetle: “… Köyünde bulunan A(5836 m2) işaretli taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne karar verilmişse de, uzman bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, … bilirkişi tarafından 2 O.S. noktasını gösterecek biçimde tahdit hattı uygulamasının yapıldığı, ancak kadastro paftası ile irtibatlı kroki çizilmediği, bu nedenle hem kesinleşen orman kadastro uygulaması hem de memleket haritası ve … fotoğraflarına göre çekişmeli taşınmazın konumunun yöntemince belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 5836 m2 taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesine göre tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 21.02.1985 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.11.1988 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 10.01.1959 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmaz bu çalışmada taşlık-çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde … imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuş ise de delillerin değerlendirilmesinde hata sözkonusudur.
Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma kararında uzman bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığının açıklanmasına rağmen, bozma sonrası yapılan uygulamada, uzman bilirkişi … … ve arkadaşları tarafından hazırlanan raporda, taşınmazın bulunduğu yere ait memleket haritası ve orman kadastro haritasının kadastro paftasıyla çakıştırılmadığı, bu hali ile raporun yine hükme yeterli olmaması bir yana, bozma sonrası dosyaya getirtilen belgelerden, yörede 1959 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, 1963 tarihli memleket haritasında da çalılık olarak işaretlendiği anlaşılmaktadır.
1987 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı tartışmasızdır. Ancak arazinin eğiminin % 20 dolaylarında olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinin karşıt kavramından eğimi % 12’nin üzerinde olan çalılık ve fundalık karakterdeki yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187 sayılı kararları ile bu tür yerler, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 14.11.2000 tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamıştır.
Bunun yanısıra, çekişmeli taşınmazın güneyinde … ve aynı konumda bulunan ,mahkemenin 2000/449 sayılı dosyasında … Boz tarafından açılan davaya konu taşınmazlar hakkında “zilyedlikle edinilecek yerlerden olmadığı” gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen 03.10.2006 günlü karar da Y.20.Hukuk Dairesinin 10.05.2007 gün 3786-6210 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 06/04/2010 günü oybirliği ile karar verildi.