YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15123
KARAR NO : 2013/686
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1999 yılında yapılan kadastro sırasında, … Köyü, 116 ada 11 parsel sayılı 28535,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile İdris Ören ve ortakları adlarına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetiminin açtığı dava üzerine Kadastro Mahkemesinin 2000/45 – 2001/196 sayılı kararı ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve hükmün kesinleşmesi üzerine tapuda infazı yapılmıştır.
Davacı … Yönetimi, çekişmeli 116 ada 11 parsel sayılı taşınmazın orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığını belirterek, bu işlemin yanlış olduğu iddiasıyla taşınmazın orman sınırları içine alınması, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescile karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 6831 sayılı Kanunun 10. maddesinde belirtilen prosedür tamamlanmadan 2/B madde uygulamasına itiraz davasının açıldığı, bu durumda Orman Yönetiminin davayı açmakta hukukî yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, mahkemece verilen bu hüküm davacı … Yönetimi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.04.2009 gün ve 2009/3311-6076 sayılı bozma kararında özetle: “6831 sayılı Kanunun 11. maddesinde orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânının ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu, tutanak ve kararlara karşı ilgililerin 6 ay içinde kadastro mahkemesine………itiraz edebileceği belirtilmiş olup, kanunun bu açık hükmü karşısında kadastro mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra taşınmazın orman sayılmayan yerlerde olduğu, orman bütünlüğünü bozmadığı ve 2/B madde kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmasının usûl ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı … Yönetiminin davasının reddine ve çekişmeli taşınmaz orman niteliğiyle tapuda tescilli olduğu halde 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ada ve parsel sayısı ve tespitteki niteliğiyle tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca 6 aylık süre içinde açılan 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosu, daha sonra 02.07.2007 tarihinde ilân edilerek kesinleşmeyen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve bu yerler ile daha önce orman kadastrosu yapılan yerlerde 2/B madde uygulaması vardır.
-2-
2012/15123- 2013/686
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın orman niteliğini yitirip yitirmediği, yitirmiş ise neden yitirdiği bilimsel veriler ile açıklanmaması, raporun sonuç bölümü ile diğer bölümleri arasında çelişki bulunması, taşınmazın üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşmeyeceği hususlarının açıklanmaması ve fiili durumu itibariyle taşınmazın nitelik kaybedip kaybetmediği net bir şekilde belirlenmediği gibi, nitelik kaybetmiş ise, bu nitelik kaybının insan eliyle ve zorlayıcı yöntemlerle mi, yoksa doğal ve gerçek anlamda bilim ve fen bakımından nitelik kaybına uğradığı hususlarında yeterli ve kanaat verici değildir. Bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz
6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülke konu olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin insan eliyle ve zorlama yöntemlerle niteliğinin yitirilmesi kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Kanunda tanımlanan (….bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi kanunlarla korunamaz.
O halde; uzman orman bilirkişisinin, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını göz önünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddî ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Bu nedenle mahkemece; öncelikle, 1980 yıllara ait hava fotoğrafı ve memleket haritası bulundukları yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek belirlenmeli, oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre ise, dava konusu taşınmazın kadastro tesbiti 1999 yılında yapılıp, Kadastro Mahkemesinin 14.05.2001 tarih ve 2000/45-2001/196 sayılı hükmen tescil kararıyla kesinleştiği gibi, dava 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğinde olduğundan davanın reddi ile yetinilmesi gerekmesine rağmen, davanın niteliğiyle bağdaşmayacak şekilde dava konusu taşınmaz hakkında tesbit gibi tescil hükmü kurularak mükerrer sicil oluşturulması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.