Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1967 E. 2013/3659 K. 02.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1967
KARAR NO : 2013/3659
KARAR TARİHİ : 02.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Başköy Köyü 163 ada 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı sırasıyla 5051,78 m2, 10136,31 m2, 11379,26 m2, 7512,46 m2 ve 11633,38 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, maliklerinin kim olduğu belirlenemediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların babası …dan kaldığını belirterek zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların kadastro tesbitinin iptaliyle…. adına çayır niteliği ile tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin, 20.01.2010 tarih ve 2009/17935 E. -2010/288 K.sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ” Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dosyada bulunan 06.10.2008 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların ortalama % 40 eğimli ve çayırlık olarak kullanıldığı, yer yer taşlık olduğu, üzerindeki otlar biçilmek suretiyle zilyet edildiği belirtildiğine göre, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Davalı, taşınmazların bütün komşu parsellerini gösterir geniş ölçekli pafta getirtilerek komşu parsellerin nitelikleri belirlenmemiş, aynı yerde bulunan, aynı kişiye ait ve aynı nitelikte birbirine bitişik taşınmazların niçin tek parsel olarak değilde beş ayrı parsel olarak tesbit edildiği anlaşılamamıştır. Taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumlarına göre zilyetliğe konu olup olmayacakları araştırılmamıştır. Kadastro hâkiminin doğru sicil oluşturma görevi bulunmasına rağmen davacının murisi İbrahim Demircioğlu’nun veraset ilamı getirtilerek payları oranında mirasçıları adına tescile karar verilmesi gerekirken, ölü İbrahim Demircioğlu adına tescile karar verilmesi de isabetsizdir.
Mahkemece, usûlünce orman araştırması yapılarak, taşınmazın memleket haritasına göre gerçek eğiminin ne olduğu belirlenmeli, teraslama sonucu eğimin değiştirilmesinin taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği ve 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan yönetmeliğin 23/p ve 24/j maddeleri gereğince eğimi % 12’den fazla olan yerlerin ormanda toprak muhafaza karakteri taşıyan yer olacağı düşünülmeli, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogremetri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orjinal fokokopi örneği ile taşınmaza bitişik yada yakın komşu parsellerin kadastro tesbit tutanak örnekleri ve varsa bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirtilip uygulanmalı, fotogemetri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı ile komşu parsellere uygulanan kayıtların taşınmazı sınır olarak nasıl niteledikleri belirlenmeli, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı kaç yıl ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında detaylı bilgi alınmalı, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı değerlendirilmeli, aynı yerde bulunan, aynı kişiye ait ve aynı nitelikte birbirine bitişik taşınmazların niçin tek parsel olarak değilde beş ayrı parsel olarak tesbit edildiğinin belirlenmesi, 3402 sayılı Kanunda 14. maddede yazılı diğer koşulların da araştırılması, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği takdirde bu kez kadastro hâkiminin doğru sicil oluşturma görevi gereği, davacının murisi İbrahim Demircioğlu’nun veraset ilâmına göre payları oranında mirasçıları adına tescile karar verilerek doğru sicil oluşturulması ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 163 ada 46, 47, 48, 49 ve 50 nolu parsellerin İbrahim Demircioğlu mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, 24.11.2007 tarihinde ilân edilerek 25.12.2007 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 02/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.