YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13701
KARAR NO : 2013/693
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2006 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı 1285 hektar 1410,11 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Davacı gerçek kişi vekilinin kadastro mahkemesine sunduğu 30.03.2007 tarihli dilekçesiyle, müvekkilinin yaklaşık 4000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tesbit gördüğü iddiasıyla, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu yerin müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Kadastro mahkemesince, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında orman niteliği ile Hazine adına yapılan tesbitinin kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/B maddesi uyarınca askı ilân süresi içinde açılan davalara bakma görevi kadastro mahkemesine ait olup, kesinleşen tutanaklara ilişkin davalara bakma görevinin genel mahkemelere ait olacağı gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine, davacı tarafın başvurusuyla dosya sulh hukuk mahkemesine intikal ettirilmiştir.
Sulh hukuk mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, … Köy tüzel kişiliğine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu gerekçesiyle reddine, davalılar Hazine ve Orman Yönetimine yönünden ise, davanın kabulüne ve dava konusu … Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, bilirkişilerin 20.10.2010 tarihli raporlarına ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2581,40 m² yüzölçümündeki bölümün 101 ada 1 parselden ifrazı ile bu bölümün davacı adına son parsel sayısıyla bağ vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, kalan bölümün ise orman vasfı ile Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllı süre içinde açılan orman kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılın ve 09.12.2006 – 08.01.2007 tarihleri arasında kısmî ilâna çıkarılarak kesinleşen orman sınırlandırılması vardır.
Mahkemece; bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2581,40 m² yüzölçümündeki taşınmazın kültür arazisi olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, incelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanunun 4/3. maddesi; “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır ve bu durum ekip tarafından iki ay önce Orman Genel müdürlüğüne bildirilir. Buna karşılık iki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür.
-2-
2012/13701 – 2013/693
Kadastro ekiplerince bu şekilde tesbit ve ilân edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” şeklinde iken 22.02.2005 gün 5304 sayılı Kanun ile sözü edilen üçüncü fıkra değiştirilmiş ve aynı maddeye 4, 5 ve 6 ıncı fıkralar eklenmiştir. Bu değişiklikte 3. fıkra “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak; bu çalışmalarda kadastro ekibine … taşra teşkilatınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin bildirimden itibaren 7 gün içinde iştirak ettirilmesi zorunludur. Bu çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar resen devam ettirilir.” şeklini almış,
Eklenen 5. fıkra ise, “çalışma alanındaki ormanların bu ekipçe sınırlandırılma ve tesbitleri yapılarak otuz günlük kısmî ilâna alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır” şeklindedir.
Yine, 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna; “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır” cümlesi eklenmek suretiyle 6831 sayılı Kanun hükümleri 3402 sayılı Kanun hükümleri ile uyumlu hale getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanunların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesbit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Kanunun 16/D maddesi hükmünde “devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tâbi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel kanun olan 6831 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.’nun 08.06.2005 gün ve 2005/20-327-377 sayılı ve 28.06.2006 gün 2006/20-467-494 sayılı kararlarında da aynen benimsendiği anlaşılmakla, davacının zilyetliğe dayanarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden kabulüne karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 04/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.-