YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14568
KARAR NO : 2013/727
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve dahili davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, 116 ada 4 ve 108 ada 3 parsel sayılı 571,19 ve 1375,91 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, mera niteliği ile tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi; taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, davacı …; tapu kaydı ve zilyetlik iddiasıyla 108 ada 3 ve 116 ada 4 sayılı parseller hakkında dava açmıştır. Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların kadastro tesbitlerinin iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, …’in davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ve dahili davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda; çekişmeli taşınmazlar elle boyama memleket haritasında nokta olarak işaretlenerek, memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman olarak gözüktüğü, orman sayılan yerler olduğu açıklanmakla birlikte, Dairemizin geri çevrime kararı üzerine aynı orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ekindeki aplikeli memleket haritasında davalı taşınmazlar, orman sayılmayan açık alanda işaretlenmiş olup, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çelişkili olduğundan, taşınmazın öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazlarında içinde bulunduğu geniş alan, toprak tevzi komisyonunun 16.11.1962 tarih ve 63 sayılı kararı ile mera olarak tesbit edilmiş olduğu bildirilmesine rağmen, toprak tevzi komisyonunca oluşturulan mera haritası uygulanmak suretiyle taşınmazların mera haritasındaki konumları gösterilmediği gibi, davacının dayandığı tescil tapusu ve krokisi usûlüne uygun olarak uygulanıp kapsamı belirlenmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, toprak tevzi komisyonunun 16.11.1962 tarih ve 63 sayılı kararı ve eki mera haritası getirilmeli, davacının dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ya da taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı
aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma taşınmazların orman olduğu belirlendiği takdirde aynı şekilde orman yönetiminin davası kabul edilmeli, orman olmadığı belirlendiği takdirde bu kez toprak tevzi komisyonunun 16.11.1962 tarih ve 63 sayılı kararı ve eki mera haritası uygulanmak suretiyle taşınmazların mera haritasına göre konumu belirlenmeli, mera haritası içinde kalan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı göz önünde bulundurulmalı, ne var ki davacı, Hazine ve davalı köyün taraf olduğu tescil davası ile oluşan tapu kaydına dayandığından ve davalı taşınmazların yüzölçümünün tapu miktarından fazla olması ve tapu kaydının da miktarı ile geçerli olması karşısında tescil hükmünün kesin hüküm oluşturması nedeniyle tescil krokisinin uygulanarak zeminde kapsamının belirlenmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle göz önünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dayanak tapu kaydı genişletilebilir sınırları içerdiğinden, komşu kayıtlardan yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamları belirlenmeli; miktar fazlasının sınırda bulunan meradan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; fen bilirkişiye kayıtların kapsamlarını belirtir ve keşfi izlemeye imkan verir kroki düzenlettirilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … ve dahili davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.