YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11835
KARAR NO : 2010/13318
KARAR TARİHİ : 28.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 12.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.10.201 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı … vekili Av…., Hazine vekili … … ve karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av…. geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında … köyü … Mevkii 126 ada 1 parsel sayılı 784,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliğiyle, öncesinde … … oğlu … . atalarından intikal ile zilyetliğindeyken 15 yıl önce azmi isimli birine satığı onun da 2-3 yıl zilyet ettikten sonra bu yeri yabancı uyruklu birine sattığı, parselin kime ait olduğunun bilinemediği, taşınmazın üzerine ev yapılmışsa da, bu evin dahi kime ait olduğunun bilinemediği, yabancıların köyde taşınmaz edinmesinin yasal olmadığı, taşınmazın Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/454 esaslı dosyasında dava konusu edildiğinden söz edilerek Malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Marmaris Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2003/454 Esas sayılı dosyasındaki, Davacı … tarafından davalı sıfatıyla Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzelkişiliği aleyhine, çekişmeli taşınmazın Medeni Yasanın 713. Maddesi hükümlerine göre tapuya tescili istemiyle açılan davayla, … çocukları …mirasçıları ve mirasçılarından … Mirasçıları terekesi mümessili … Üye tarafından davalı Hazine ve köy tüzelkişiliği ve … taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63,64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirilip, …’nin davasının açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra, 3402 Sayılı Yasanın 27. Maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece davaların reddine çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, davalı Hazine tarafından ise taşınmazın tarla niteliğinde olduğu, orman niteliğiyle Hazine adına tescilinin yasal olmadığı iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu … Köyünün bir bölümünde genel arazi kadastrosu ilkin 1970 yılında yapılmıştır.
Kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarıyla eski tarihli haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, her ne kadar çekişmeli parselin 1966 yılında yapılıp 1969 yalında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı ve tarla olarak kullanıldığı bildirilmişse de, eğim, toprak yapısı ve bitki örtüsü yönünden sınırdaki devlet ormanın devamı niteliğinde olduğu, üzerindeki ağaçlardan kısa bir süre önce arındırılması ve sürülmeye başlanmasını, orman niteliğini bir anda kayıp etmesine yol açmayacağı belirlenip, çekişmeli parselin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosunun 1966 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy yada belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp 1969 yalında kesinleştiği, daha sonra 1981 ve 1991 yılında çalışan orman kadastro Komisyonlarınca, her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmayıp, sadece aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapıldığı,başka bir deyişle çekişmeli taşınmazın orman niteliğini belirleyen bir çalışmanın bu güne kadar yapılmadığı, 02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. Madde 1. fıkrasının “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” Hükmü gereğince, daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini verdiği, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h Maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların,” devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörüldüğü, çekişmeli parselin kadastro tesbit tutanağının, genel mahkemede dava konusu olması nedeniyle malik hanesinin açık olarak düzenlendiği, 3402 Sayılı Yasanın 30/2. Maddesi gereğince taşınmazın niteliğinin ve malik hanesinin, kadastro hakimince resen yapılacak araştırma ile yapılacağı, hususları gözetilerek, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğindeki çekişmeli parselin, 1969 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. Maddesi gereğince her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği gözetilerek, gerçek kişinin açtığı davanın reddine ve çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişiler ile davalı Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre 750,00.-TL Avukatlık ücretinin davacı gerçek kişiden alınarak, duruşmada kendini vekille temsil ettiren Hazineye verilmesine 28.10.2010 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Çekişmeli taşınmaz, 2007 yılında yapılan kadastro sırasında arsa niteliğiyle 784,39 m2 olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek mülkiyet hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, daha önce davacı … tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzelkişiliği aleyhine açılan tescil davası ile
… … ve arkadaşlarının tapu kaydına dayanarak açtıkları tescil davaları birleştirilerek çekişmeli taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro mahkemesince yapılan keşif ve yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın bir bölümünün orman içinde kaldığı ve bu bölüm için kadastro tutanağı düzenlenmediği, tutanak düzenlenen bölümün ise ormanın devamı ve orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine, 126 ada 1 sayılı parselin orman olarak Hazine adına tesciline, tespit dışı olduğu belirlenen bölüm yönünden görevsizliğe karar verilmiş, temyiz eden davacılar kararın bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, Hazine ise taşınmazın orman niteliğinde olmadığını belirterek hükmü temyiz etmişlerdir.
Dosyanın incelenmesinde;
1) 126 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, kadastro sırasında 784,39 m2 olarak tespit edilmiş; bilirkişi fen elemanı, krokili raporunda 666,77 m2 bölümün orman sınırları içinde bırakıldığını, 1 sayılı parselin 117,88 m2 olduğunu bildirdiği halde bu konu araştırılmamış, kadastro müdürlüğünden kadastro paftası getirtilip farkın neden kaynaklandığı sorulmamış, kararda da 126 ada 1 sayılı parselin yüzölçümü belirtilmemiştir.
2) Yerel bilirkişi ve tanıklar temyiz eden davacının önceki maliklerle birlikte toplam zilyetliğinin 30 yıldan fazla olduğunu, bilirkişi ziraat yüksek mühendisi taşınmaz üzerinde süs bitkileri ve mevye ağaçları olduğunu, 25-30 yıl önce imar ihyasının tamamlandığını, kadim ziraat arazisi, jeolog bilirkişi taşınmazın % 2-3 eğimli kültür toprağı, orman yüksek mühendisi bilirkişi de 1959 ve 1939 yılı uçuşlu hava fotoğraflarında açık alanda görüldüğünü, 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında, orman sayılmayan, orman içi açıklık niteliğinde olmayan bahçe niteliğinde olduğunu bildirmişlerdir.
3) Yerel mahkeme, uzman bilirkişilerin gerekçeli raporlarının aksine, bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor verdikleri konusunda araştırma yapmadan ve suç duyurusunda da bulunmadan H.Y.U.Y.’nın 275 ve devamı maddelerine aykırı olarak teknik bilgi gerektiren konularda kişisel gözleme dayanarak ve dosyadaki belgelere ters düşecek şekilde taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
4) Taşınmazın bulunduğu yörede 1967 yılında seri usulle orman kadastrosu yapılmış ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Taşınmaz 354, 355 ve 356 sayılı orman sınır noktalarını birleştiren hattın batı ve kuzeyinde bulunmakta olup, orman sınırına bitişiktir. Bu nedenle, çekişmeli taşınmazın orman niteliğini belirleyen bir çalışmanın bu güne kadar yapılmadığını söylemek mümkün değildir. 1939 ve 1959 yılı uçuşlu hava fotoğraflarında açık alanda kalması, 1967 yılında kesinleşen orman dışında ve bu sınıra bitişik olması nedeniyle “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış veya unutulmuş orman” olarak 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. Maddesi gereğince her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği düşüncesi de yasanın özüne ve dosyadaki belgelere uygun düşmemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, belirtilen eksiklerin giderilmesi, gerekirse yeniden keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan onama yönündeki sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.