Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/14945 E. 2013/3361 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14945
KARAR NO : 2013/3361
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kurum işleminin iptaliyle, kuruma borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacıya 01.04.2006 tarihinden itibaren ödenen yaşlılık aylıkları nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) ile yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 01.02.1982-02.04.1982 dönemindeki çalışmaların … oğlu …’a ait olduğu gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi işlemi yerinde olduğundan davacı tarafın yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemi ile açtığı davanın reddine, davacının davalı kuruma 39554,69 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı … oğlu …’a 506 sayılı Yasaya göre 5018 prim gün sayısı bulunması ve Yasa’nın aradığı sigortalılık süresi ve yaş koşulunu da sağladığı gerekçesiyle 01.04.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı ancak Kurum görevlilerinin hatası sonucunda … oğlu … isimli bir başka sigortalıya ait 32 günlük hizmetin yanlışlıkla davacının prim ödeme gün sayısına dahil edildiğinin anlaşılması üzerine bu hizmetin davacının prim ödeme gün sayısından düşülmesi sonucu kalan 4986 prim gün sayısının, Yasaya göre aranan prim gün sayısının altında kalması nedeniyle Kurumun davacıya ödenen yaşlılık aylığını durdurarak yersiz ödenen 39.554,69 TL nin iadesini istediği, davacının daha sonra sigortalılık statüsünde eksik gün sayısını tamamlar şekilde prim ödemesi üzerine 24.01.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 6111 sayılı Yasa’nın 44.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasa’nın “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. maddesinde;
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, mahkemece davacının kötüniyetinin bulunmadığı belirtilerek 818 sayılı Borçlar Kanun’unun 63. maddesi de değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı Kanun’un 63. madde hükmünün uygulama yeri olup olmadığı hususunun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63’üncü maddesi uyarınca iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacaktır. Buna karşın; zenginleşenin, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor olması halinde, kötü niyetli sayılacağında da kuşku bulunmamaktadır.
Mahkemece Borçlar Kanun’un 63. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi de sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğindedir. Bu durumda özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un özel düzenleme içeren 96. maddesi hükmünün genel nitelikteki 818 sayılı Borçlar Kanun’unun 63. maddesi hükmüne nazaran uygulama önceliğine sahip olduğu tartışmasızdır.
O halde, yukarıda yapılan açıklamaların ışığında özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un 96/b. maddesinin değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/21-362-409 E.K. sayılı kararı da aynı yöndedir)
Açıklanan nedenlerle, davalı … Kurumunun hatalı işlemi neticesinde davacıdan iadesi istenilen borç 5510 sayılı Kanun’un 96/b maddesi kapsamında davacı sigortalının kasıtlı ve kusurlu davranışından kaynaklanmadığından 5510 sayılı Kanun’un 96/b. maddesi hükmü gözetilerek yapılacak değerlendirme ve varılacak sonuç ile iade yükümünün kapsamı konusunda bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.