YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19353
KARAR NO : 2010/1687
KARAR TARİHİ : 15.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi vekili 23/03/2009 tarihli dava dilekçesi ile Çanakkale Merkez, … Köyü 343 parsel sayılı 26.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, ancak yörede 1990 yılında yapılan orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içerisinde kaldığını, davalının tapu kaydına dayanak 6831 Sayılı Yasanın 11/ı maddesi hükmüne göre Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının 12/04/2007 gün ve 2000/351 – 175 sayılı kararıyla reddedilip, kesinleştiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu … Köyü 343 sayılı parselin kesinleşen Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/04/2007 gün 2000/351 -175 sayılı dosyasında fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen raporda (D) ile gösterilen 18.000 m2 ve (B) ile gösterilen 3316 m2 ki toplam 21.316 m2 bölüme ilişkin tapu kaydının ifrazen iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve davalının 21.316 m2’lik taşınmaza elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1990 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, davacının orman kadastrosuna itiraz davası da ret edilip kesinleşmiş, 1977 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasına göre orman olduğu gibi davacının taraf olduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/04/2007 gün ve 2000/351 – 175 sayılı 14/01/2008 tarihinde kesinleşen kararı ile halen ve fiilen orman olduğunun saptandığı, 4753 Sayılı Yasayla ormanların tevzi edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı halde 1952 yılında dahi eylemli orman olan taşınmazın tevzi komisyonunca hataen dağıtılıp Mustafa Kahraman adına Ocak 1953 tarih 83 numarada tapu kaydı oluşturulduğu ve 1977 yılında arazi kadastro ekiplerinin bu tapu kaydının geçerli bir kayıt olduğu düşüncesiyle yine yasa ve yönetmeliğe aykırı ve hatalı işlemle tapuya tescil edildiği, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (Yasada yazılı “her
2009/19353-2010/1687
çeşit taşınmaz” cümlesi içine daha önce kadastrosu yapılan yada yapılmayan tüm taşınmazların girdiği kabul edilmelidir.) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastrosu komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu konuda davalı aleyhine oluşan kesin hüküm bulunduğu, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının T.M.Y.’nın 705. EM.Y.nın 633) maddesi gereğince Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davacı davaya konu taşınmazın bitişiğindeki devlet ormanı ile aynı şekilde yaşlı kızılçam ağaçlarıyla kaplı eylemli orman olan ve bitişikdeki Devlet Ormanının devamı niteliğinde bulunan bu taşınmazı davalı görerek ve bilerek yakın akrabalarından 25/07/1995 tarihinde satın aldığından iyi niyetli olduğunun da kabul edilemeyeceği, taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/351 sayılı dosyasının 21/09/2006 tarihinde yapılan keşfi sırasında dahi yaşlı kızılçam ağaçlarıyla kaplı bitişik ormanla aynı nitelikte orman bütünlüğü içinde olduğunun belirtildiği, davacının taşınmazı satın alırken ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceğinden mahkemece taşınmazın eylemli durumu ve H.Y.U.Y.’nın 237. Maddesine göre kesin hükmün kuralları göz önünde bulundurularak yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre, davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.