YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24257
KARAR NO : 2012/26036
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 07.12.2011 tarihinde yaptığı yazılı başvuru ile iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 28.11.2011 tarihinde davacının işyerindeki ilan panosuna asılan duyuruyu okuduğu, onbeş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için kıdem tazminatını ve davalı şirket tarafından bildirilen teşvikleri alarak emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshettiği talebine uygun işlemin yapılmasını istediğini, davacı tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki iş ilişkinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
Bozma sözleşmesi (ikale) kanunlarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesinin de mümkündür. Sözleşmenin doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak değerlendirilmelidir.
İşçi ve işveren iradelerin fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın (icap) ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.
Dairemizce incelenen emsal 2012- 10229-2012/ 11069- 2012/ 11551, 2012/ 11447, 2012/ 10245 esas sayılı dosyalara göre; davalı şirket tarafından 28.11.2011 tarihinde yapılan duyuruda; ekonomik kriz, pazar koşullarındaki belirsizlik sebebiyle maliyet düşürme
çalışmasına başlanıldığı, iş gücü fazlası sebebiyle, mavi yakalı personelden gönüllü olarak ayrılmak isteyenlere teşvik uygulaması yapılmasının kararlaştırıldığı, teşvikten yararlanmak isteyenlere kıdemine göre maaş tutarında teşvik ödeneceği belirtilmiştir. Bu uygulamadan yararlanmak isteyen çalışanların 30.11.2011 tarihine kadar başvurması gerektiği belirtilmiş ise de başvuru yapılmaması üzerine onbeş yıl sigortalılık ve 3600 prim günü şartlarını sağlayan davacıların tek tek idare tarafından çağrılarak kırküç işçinin iş sözleşmelerinin feshedildiği, hazırlanan kağıtları imzaladıkları takdirde teşvik adı altında ilave para verileceği, imzalamadıkları takdirde yargı yolunun açık olduğu, iş aramak istedikleri takdirde referans olunmayacağının söylendiği, Keza davacılardan tazminatlarını alabilmeleri için … Sosyal Güvenlik Kurumundan belge getirmelerinin istendiği, insan kaynakları görevlileri tarafından toplu şekilde davacıların … Sosyal Güvenlik kurumuna götürüldüğü tanık beyanları ile dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre davacının serbest iradesine dayalı bir ikalenin varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca, iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiğini kabul etmek mümkün değildir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle iş sözleşmesinin işverence feshedildiği ancak feshin 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen usule uygun yapılmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü yerine mahkemece reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının kanuni süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi ve fesih sebebi dikkate alınarak takdiren davacının altı aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacının yapmış olduğu 597,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 21.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.