Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/24 E. 2008/3998 K. 24.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/24
KARAR NO : 2008/3998
KARAR TARİHİ : 24.03.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 24.3.1995 tarihli vekaletname ile, davalı şirketin vekili sıfatıyla hukuki yardımlarda bulunduğunu, çeşitli icra takipleri başlatıp davalar açtığını, ancak davalı tarafından haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesinde, davacıyla yapılan karşılıklı anlaşma sonucunda vekalet ilişkisine son verildiğini, gerekli ödemeler yapıldığından davacıya herhangi bir borçlarının kalmadığını, daha sonraki beyanlarında ise davacının, dava ve takiplerde gerekli özeni göstermemesi nedeniyle haklı olarak azledildiğini, bu durumda herhangi bir ücret talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek, 1.6.2005 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak ve taleple bağlı kalınmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından başlatılan icra takibinin, 8.112.907.312 TL asıl alacak, ve 22.310.495 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.135.217.807 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların
aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukat tarafından davalı şirketin vekili sıfatıyla çeşitli icra takipleri başlatılıp davalar açıldığı, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığı, hukuki yardımların devam ettiği sırada da davacının, 7.4.2003 tarihinde vekaletten azledildiği anlaşılmakta olup, mahkemece haksız azil nedeniyle 1.6.2005 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 13.1.2004 gün ve 5043 sayılı kanunla değişik 164/4.maddesi gereğince, takip ve dava miktarları üzerinden takdiren %10’u ile %12,5 oranında hesaplanan vekalet ücretlerinin ödetilmesine karar verilmiştir. Oysa ki; davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretlerinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa gereğince değişikliğe uğramıştır. Mahkemece yürürlükteki 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğrayan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre karar verilmişse de, 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 7.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu nedenle dava konusu olayda, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin, davacı avukatın vekil olarak takip ettiği her bir dava ve takip yönünden, o dava ve takip tarihleri itibariyle kurulduğu kabul edilmeli, ödenmesi gereken vekalet ücretleri de bu tarihlerde geçerli olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre belirlenmelidir. O halde mahkemece davacının, davalı şirketin vekili sıfatıyla başlatmış olduğu icra takipleri ile açtığı davalar nedeniyle, öncelikle her bir takip ve dava tarihi itibariyle uygulanması gerekli olan Avukatlık Kanunu hükümleri az yukarıda açıklanan şekilde belirlenip, vekalet ücretlerinin de buna göre tespit ve takdiri gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilmek suretiyle değişik tarihlerde başlatılan ve açılan tüm takip ve davalar nedeniyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 13.1.2004 günlü 5043 sayılı kanunla değişik 164/4. maddesine göre vekalet ücretlerinin tespit ve tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Hükme esas alınan 1.6.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacı avukat tarafından başlatılan icra takiplerinden biri olan İzmir 17. İcra Müdürlüğüne ait 2001/22828 E. sayılı icra takibi yönünden, “azil tarihine kadar davalı lehine kesinleşmiş bir alacak oluşmadığı” gerekçesiyle, azil tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ve maktu oranda olmak üzere 60.000.000 TL vekalet ücreti ödenmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece de buna göre hüküm kurulmuştur. Oysa ki, azlin haksız olduğu kabul edildiğine göre, söz konusu bu takip yönünden de takip tarihinde geçerli olan Avukatlık Kanunu hükümleri esas alınarak, hesap ve takdir edilecek nispi orandaki ücreti vekaletin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmelerle bu takip yönünden yazılı şekilde maktu oranda vekalet ücretine hükmedilmiş olmasıda usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. bent gereğince davalı, 3. bent gereğince ise davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.