Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8550 E. 2022/6285 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8550
KARAR NO : 2022/6285
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.04.2018 tarih ve 2017/163 E. – 2018/339 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar …, …, … vekili, davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, TMSF’nin 09/02/2004 tarih ve 51 sayılı ve 13/02/2004 tarih ve 13 sayılı kararları ile Uzan Grubu’na ait şirketlerin ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine TMSF tarafından el konulduğunu, davacı şirketinde fon tarafından yönetim ve denetimine el konulan 74 adet medya grubu şirketlerinden bir tanesi olduğunu, fon tarafından yönetime getirilen yeni yöneticilerin kayıtları incelediklerinde 13/02/2004 tarihi itibariyle kasada olması gereken nakit tutarlar ile mevcutlar arasında aşırı fark olduğunu, daha sonradan şirket kayıtları üzerinde inceleme yapıldığını, şirketin kasa açığı yolu ile zarara uğratıldığını, TTK 337. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri içinde yapılan işlerden ve işlemlerden sorumlu olduklarını, ayrıca göreve başlamadan öncede olsa yolsuz işlemlerden dolayı ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden sorumluluklarının söz konusu olacağını, bu nedenle şirketteki kasa açığından şirket yöneticilerinin sorumlu olacağını, … ve …’in denetim kurulu üyesi olduklarını ve …’in de mali direktör olarak görev yapması nedeni ile şirket zararından sorumlu olan kişi olduklarını ileri sürerek, 960.026,40 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş olup, yargılama sırasında dava konusu alacağı temlik alan TMSF ıslah ile talebini 1.590.742,40 TL olarak artırmıştır.
Davalı … vekili, davanın teftiş ve denetim kurulu raporuna istinaden ikame edildiğini, davacının iç denetim mekanizması tarafından düzenlenen raporun delil niteliğinde bulunmadığını, TMSF tarafından 14/02/2004 tarihinde polis baskını ile şirketin yönetim ve denetimine el konulduğunu, yeni atanan yöneticilerin şirket ortak ve yöneticilerini yok saydıklarını, kasanında tutanak ile resmi bir şekilde devir teslim alınmadığını, ayrıca zararın davalının yükümlülüğünü ihlal etmesinden kaynaklanması gerektiğini, davacının davasının reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı … İşgördü, … ve … vekili; davanın şirkete el konulduktan sonra düzenlenen teftiş ve denetim kurulu tarafından düzenlenen raporuna istinaden açıldığını, müvekkillerinin bu raporu görmediklerini, şirket yönetimine TMSF tarafından el konulduğunda resmi bir işlem yapılmadan kasalara el konularak tutanak tutulmadığını, müvekkillerinin davranışı ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunamayacağını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …, davanın teftiş ve denetim kurulu raporuna istinaden açıldığını, TMSF tarafından şirkete el konularak kasaların yasal olmayan bir şekilde devir alındığını, kendi davranışı ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı … vekili, davada zaman aşımının gerçekleştiğini, müvekkilinin davacı şirkette ikinci derecede imza yetkilisi olarak 01/02/2002 tarihinde çalışmaya başladığını, şirketin nakit kasasını ilgilendiren konularda imza yetkisinin bulunmadığını, 29/05/2003 tarihli genel kurul raporunda ibra edildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, kasa açığının hangi tarihte, hangi nedenle ve hangi miktarda oluştuğunun belirtilmediğini, müvekkilinin şirketin ortağı ve 2002 yılı ile şirket ele konulduğu 14/02/2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğunu, 2003 yılı Ağustos ayının sonundan itibaren şirketin diğer ortakları ile ihtilafa düştüğünü ve şirket defterlerini artık göremediğini, müvekkilinin şirkete sokulmadığını, bu nedenle kasa açığından sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin yapılan bazı ödemeleri defterlerde görmemesi üzerine denetçileri uyardığını, kasa hesabında olduğu iddia edilen 960.000.- TL’den 630.715.- TL’nin Telsim A.Ş.’ye iş avansı olarak verildiğini, buna müvekkilinin rıza göstermediğini, bu meblağın ikinci kez zarar olarak gösterildiğini, bu nedenle aslında kasa hesabında açık bulunmadığını, teftiş ve denetim kurulu raporunun geçerliliğinin bulunmadığını, taraf olan davacı tarafça hazırlandığını, ayrıca zaman aşımının gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre, denetçilerin sorumluluklarının kapsamının açıklandığı, kasa sayımı yapıldığı tarih itibariyle görevde olan şirket denetçileri … ve…’nün şirket kasa açığını zamanında tespit edip yetkili organlara bildirmeyerek görevlerini yapmadıkları, bu nedenle davalılar …, …, …,…, … ve… yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, diğer davalı …’in ise 05/02/2002-05/09/2003 tarihleri arasında şirkette mali ve idari işler koordinatörü olarak çalıştığı kasa sayımından önce şirketten ayrıldığı, tazminattan sorumlu olacağına dair belge ve delil ibraz edilemediği, bu nedenle bu davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği belirtilerek TTK 338 gereğince 960.026,40 TL şirket zararının davalılardan 01/07/2004 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş olup; tavzih kararı ile TTK 338 gereğince 960.026,40 TL şirket zararının … dışındaki davalılardan 01/07/2004 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili, davalılar …, …, … vekili, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar …, …, … vekilinin temyiz itirazları yönünden, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ek karara yönelik davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Davalı … vekilinin temyiz itirazları yönünden, davalının temyiz itirazlarının mahkemece tavzih kararı öncesi verilen 05.04.2018 tarihli karara ilişkin olması nedeniyle temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar …, …, … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 49.116,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar …, …, …, davalı …’den müştereken ve müteselsilen alınmasına, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.