Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13209 E. 2010/10346 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13209
KARAR NO : 2010/10346
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, l.l.l99l- 28.2.l99l tarihleri arasında 82721 sicil nolu işyerinde çalışmadığının tespitiyle, bu tarihler arasındaki sigortalılığının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.01.1991-28.02.1991 tarihleri arasında ..82721 sicil numaralı işyerinde çalışmadığının tesbiti ile bu tarihler arasındaki sigortalılığının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dava sonucu itibariyle davacının tesbit edilen hizmetlerinin iptaline yönelik olup, Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi ile halen 5510 Sayılı yasanın 86. maddesi olan bu tür davalar için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının 1979 yılından beri aralıklı SSK lı çalışmalarının olduğu, 82721 sicil numaralı Süleyman Kayın’a ait bina inşaatında 10.01.1990 tarihli işe giriş bildirgesine göre 1990/1,3. dönemlerde 10’ar gün, 1991/1. dönemde SHC de 10gün, Kurumdan gelen dönem bordrosunda 1991 yılının Ocak ve Şubat aylarında 10’ar gün olmasına rağmen 1991/1. dönem toplamı 10 gün olarak yazıldığı davacı aynı dönemde 2926 sayılı Yasaya tabi Tarım … sigortalısı olduğundan o dönemdeki Tarım … sigortalılığına geçerlilik kazandırmak amacıyla bu davayı açtığı görülmektedir. Bu kayıtların sahte olduğu veya hileli bir şekilde oluşturulduğuna yönelik bir iddia bulunmadığından, bu kayıtların aksi yine eşdeğer kayıtlarla kanıtlanması yönünde herhangi bir delil ibraz edilmemiş, yetersiz tanık beyanları ile sonuca gidilmiştir. Sigortalı olarak çalışmayan bir
kişinin sigorta numarası da belirtilerek adına bildirimde bulunulması hayatın olağan akışına aykırıdır. Mevcut deliller çalışmanın ve bildirimin iptali için yeterli değildir. Mevcut delillere göre davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.