YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3848
KARAR NO : 2007/8250
KARAR TARİHİ : 11.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın kısmen kabulüne ve ksımen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,davalı avukatı vekil tayin ettiğini, davalı avukatın takip ettiği davadaki lehine olan belgeleri mahkemeye ibraz etmediğini, karşı tarafın avukatı ile anlaştığını ve aleyhine çalıştığını tahmin ettiğini davalıya fazladan 2.800,00 YTl. ödediğini, davalının azle rağmen bu parayı iade etmediğini ileri sürerek 2.800,00 YTL.nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının gönderdiği paraların davacı ve davacının şirketleri adına takip ettiği işler için harcandığını, davacının vekalet ücretini ödemediğini savunarak davanın reddini dilemiş,karşı dava olarak da 2.800.00 YTL.nın tahsilini ile davacının haksız şekilde kendisini azlettiği gibi kendisini karşı tarafın avukatı ile anlaşıp kendisi aleyhine çalıştığı şeklinde itham etmesi nedeniyle manevi yönden de zarar gördüğünü ileri sürerek 10.000.00 YTL. manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davada ise kişilik haklarına saldırı bulunmadığından manevi tazminat isteğinin reddine, 2,412,35 YTL. vekalet ücreti ve masrafların davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı-karşı davacı karşı davasında, davacı-karşı davalının kendisi aleyhinde sarf ettiği sözler
2007/3848 -8250
ve ithamlardan dolayı kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kişisel yararları zarara uğrayan bir kimsenin manevi tazminat isteyebilmesi için işlenen eylem yönünden bu zararın doğmuş olması gerekir. Yasaların tanıdığı şikayet hakkının kullanılması veya davanın açılmasından ibaret olan eylemlerde manevi tazminat koşullarının oluşmadığı izahtan varestedir. Ancak dava açma hakkını veya şikayet etme hakkını kullanan kişininde bu hakkını kullanırken yasal sınırlar içinde hareket etmesi, bu bağlamda karşısındakinin kişilik haklarını ihlal etmemesi zorunludur. Dava konusu olay değerlendirildiğinde, davacı- karşı davalının dava dilekçesinde, davalı karşı davacı avukatın takip ettiği davalarda lehine olan belgeleri mahkemeye sunmadığını belirtmesi ve karşı tarafın avukatı ile anlaştığını ve aleyhine çalıştığını beyan ettiği göz önüne alınıp, davalı-karşı davacıya gönderdiği 31.5.2000 tarihli ihtarda davalı-karşı davacıyı azilnameye cevap vermeyecek derecede cesaretsizlikle suçlaması birlikte değerlendirildiğinde davacı-karşı davalının dava açma hakkını kullanmaktan öteye davalı-karşı davacının kişilik haklarına saldırı amacında bulunduğu anlaşılmaktadır. Sarfedilen bu sözler ve ithamlar davalı avukatın kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmaktadır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, davalı-karşı davacı yararına takdir edilecek uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu kalem isteğin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 130.90 YTl.nın davalıdan alınmasına, davacının peşin harcınınistek halinde temyiz edene iadesine, 11.6.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı vekili olan davalı avukatın, takip ettiği davalarda lehine olan belgeleri ve adres değişikliğini mahkemelere bildirmediğini, bu nedenlerle zarara uğradığını öne sürerek, 2.800.000.000 Tl. maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, karşı davasında davacının davada verdiği dilekçede kullandığı sözcüklerle manevi değerlerine haksız saldırıda bulunduğunu ileri sürerek 10.000.000.000 TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davada ise manevi tazminatın yasal unsurları gerçekleşmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı avukatı 21.11.1994 tarihinde vekil tayin ettiğini, takip ettiği davalarda lehine olan belge ve bilgileri bildirmediği karşı tarafla anlaşma içinde olduğunu tahmin ederek 31.5.2000 tarihinde ihtar çekmek suretiyle azlettiğini, avukat vekalet ilişkisinin bu nedenle sonlandırılmasına rağmen fazla ödemenin iade edilmeyip avukatın uhtesinde kaldığını ileri sürerek, maddi tazminatın tahsili için istemde bulunmuştur. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında yine Anayasanın Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği başlığını taşıyan 12. maddesinde de herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Medeni Kanunun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı belirtilmiş, BK.nun 49. maddesinde de saldırının yaptırımı düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda, da davacı-karşı davalının sırf davalı-karşı davacıya zarar verme amacıyla hareket ettiği yolunda bir kanıt bulunmamaktadır. Avukatlık mesleğinin yüksek özen isteyen bir meslek olduğu, en azından işin görülmesi sırasında bir takım duraksamalara ve kuşkulara meydan verecek durumlardan kaçınılması gerçeği vurgulandığına göre, hakkın hukuka uygun sınarlar içinde kullanıldığının kabulü gerekir. O nedenle mahkemenin “hak arama özgürlüğü” nün sınırlarını belirleyen kuralları gözeterek manevi tazminat isteminin reddi yönünde hüküm kurması usul ve yasaya uygun olup mahkeme kararının onanmamsı gerekir.
Bu nedenle … çoğunluğun aksi yönde oluşan bozma görüşüne katılmıyorum.