Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/7624 E. 2008/15227 K. 22.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7624
KARAR NO : 2008/15227
KARAR TARİHİ : 22.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı müteahidin kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaa ettiği binadan 11 numaralı daireyi satın alıp bedelini ödediğini, ancak bu daireyi teslim edemeyen davalının yine müteahit olarak inşaa ettiği bir başka binadaki 8 numaralı daireyi kendisine satmayı vaad ve taahhüt ettiğini, ancak dairenin süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek her iki sözleşmeden kaynaklanan zararların, kira kaybının ve kirada oturmasıdan dolayı ödediği kira bedellerinden fazlası saklı kalmak üzere 10.000 YTL’nin tahsili istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının ödediği satış parasının denkleştirici adelet ilkesi uyarınca ulaştığı değer olan 8.996.00 YTL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tebligat Kanununun 21.maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti arasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliği olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28,29 ve 30.maddeleride az yukarıda değinilen yasa maddelerine paralel düzenlemeler içermektedir. Dava dilekçesinin davalıya tebliğine ait tebligat evrakının incelenmesinde, tebligatın Tebligat Kanununun 21.maddesine göre yapılmak istendiği ve ancak haber verildiği bildirilen komşu imzasının alınmadığı anlaşılmakta olup, tebligat evrakının haber verildiği bildirilen komşusunun imzasını içermemesi nedeniyle dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunun ve bu bağlamda aynı adreste tebligat kanunun 35.maddesi uyarınca mahkeme ilamının tebliğine dair tebliğat işleminin yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme ilamını tebliğine dair tebligat işlemi yasaya aykırı olduğu içinde davalının temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davalının temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek kararın temyizen incelenmesi gerekmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan … veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan … yada tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde
tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Yasada açıklandığı üzere Tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan, veya yararlanan … ya da tüzel kişidir. Somut uyuşmazlıkta davacının davalı müteahhitten dava konusu daireyi satın aldığı ve bu nedenle tüketici sıfatını taşıdığı bu itibarlada davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak olmaz. Bu durumda dava dilekçesinin görev yönünüden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.