YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1220
KARAR NO : 2008/8805
KARAR TARİHİ : 24.06.2008
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı … yönünden açılmamış sayılmasına, … … A.Ş yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, … ’nin 14.02.2005 tarihinde davalı şirkete ait hastanede doğuma alındığını, sabah suni sancı verilmesine rağmen doğumun akşam saatlerinde ve kanama başlaması nedeniyle sezeryan ameliyatı ile gerçekleştirildiğini, davacı …’in sakat doğduğunu, tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde sakatlığının sebebi olarak; doğum süresinde oksijensiz kalmasının, yanlış müdahale nedeniyle beyinde geri dönüşü olmayan kan pıhtısı bulunmasının doktorlar tarafından söylendiğini, doktorun kusuru ile çocuklarının sakat kaldığını, davalıların zarardan sorumlu olduklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 YTL maddi tazminatın davalılardan alınmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı …, çocuk doktoru olduğunu, doğumun gerçekleştirilmesinde bulunmadığını, diğer davalı ise doğumu gerçekleştiren doktorun kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
2008/1220-8805
Mahkemece, davalı … hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalı hakkındaki davanın ise, Adli Tıp raporuna göre yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu kabul edilerek reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK’nun 76.maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir. Dava, davacılardan …’nın eşi, diğer davacıların annesi olan hastanın tedavisini üstlenen doktor ve hastahanenin tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesine ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK 386-390.maddeleri)
Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir … gören doktor olan vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda, davacılar, dava dışı doktor … … tarafından hamilelik süresince takibi yapılan …’nin doğumu hatalı gerçekleştirdiğini, suni sancı verilen hastayı akşama kadar bekletip kanama başlayınca sezeryan ameliyatına aldığını, yanlış müdahale ile beyine geri dönüşü olmayan kalıcı hasar verdiğini, doğumdaki hata 2008/1220-8805
nedeniyle son ana kadar sağlıklı olan bebeğin sakat doğumuna sebep olunduğunu iddia etmişlerdir.Mahkemece alınan Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi raporunda, plesantanın doğum sırasında erken ayrılmasının önceden öngörülemeyen ancak karşılaşılabilen bir komplikasyon olduğunu, çekilen NST kayıtlarına göre 17.30 da bebeğin normal olduğu ancak plesentanın erken ayrılması nedeniyle bebeğin oksijensiz kalarak beyninde hasar oluştuğu, doktorun ve hastanenin kusuru bulunmadığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu bildirilmiş ise de, davacıların iddiasına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece öncelikle, davacıların iğne ile doğum sancısı verilmesine rağmen doğumun gerçekleşmemesi karşısında müdahalede gecikilerek ve yanlış müdahale ile bebeğe zarar verildiği iddiası üzerinde durularak doğum sırasında uygulanın tedavi ve yöntemlerin tıbben yeterli ve uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için Üniversitelerden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…