YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15165
KARAR NO : 2007/2861
KARAR TARİHİ : 05.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, karın bölgesindeki sancılar nedeniyle gittiği davalı sağlık merkezinde, sağ böbreğinde … olduğunun ve kırılması gerektiğinin bildirildiğini, 29.11.2004 tarihinde taşın kırılması amacıyla lazer uygulaması yapıldığını, eve gönderildikten sonra rahatsızlanarak … Üniversitesi Araştırma Hastanesi acil servisine kaldırıldığını, yapılan tahlil ve tetkikler neticesinde yanlış lazer uygulaması nedeniyle bağırsak, karın ve böbrek dokusunda tahribat ve kanamaların tesbit edildiğini, acilen ameliyata alındığını, uzun süre hastanede kalmak zorunda kaldığını, mevsimlik işçi olarak çalıştığından … gücü kaybına da uğradığını … sürerek, yanlış tedavi nedeniyle uğradığı maddi, manevi zararlar nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 4.000.000.000 TL maddi, 2.000.000.000 TL da manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya … yolu ile böbrek taşı kırma programı uygulandığını, lazer uygulaması yapılmadığını, uygulanan tedavinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi bağırsak, karın ve böbrek dokusunda tahribat ve kanamalara sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Raporu gereğince davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı merkezde kendisine yapılan tedavi nedeniyle iç organlarının zarar gördüğünü, ameliyat olmak
2006/15165 2007/2861
zorunda kaldığını belirterek, uğramış olduğu zararlar için maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Uyuşmazlık, uygulanan tedavide tedaviyi uygulayan doktorun, dolayısıyla davalının herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davadaki … sürülüşe ve kabule göre davanın temelini vekalet sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalının vekalet sözleşmesinden kaynaklanan … borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK:386, 390 md)
Vekil, … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (BK:390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel … tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı, en … yolu tercih etmelidir. Müvekkil durumundaki hasta, doktor olan vekilden, titiz, dikkatli ve özenli davranılmasını beklemekte haklıdır. … göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda 29.11.2004 tarihinde davacıya, davalı sağlık merkezinde … yolu ile böbrek taşı kırma uygulaması yapıldığı, eve gönderildikten bir müddet sonra rahatsızlanan davacının, 4.12.2004 tarihinde … Üniversitesi Araştırma Hastanesi acil servisine kaldırıldığı, burada sekiz saatlik bir ameliyat geçirdiği, 28.12.2004 tarihinde de hastaneden taburcu olduğu anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığından aldırılan 20.1.2006 tarihli raporda; adli ve tıbbi bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda, davalı “Leymun Sarıkut’a 29.11.2004 tarihinde uygulanan … işlemi sonrası geliştiği bildirilen arızaların … işleminin komplikasyonu olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle Gap … Merkezine atfı kabil bir kusur bulunmadığı” açıklanmıştır. Mahkemece Adli Tıp Raporu gereğince davanın reddine karar verilmişse de, anılan rapor, davalıya yapılan tedavi
2006/15165 2007/2861
sırasında gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, bu tip komplikasyonlara hangi sıklıkta ve ne gibi durumlarda rastlandığı, doğabilecek komplikasyonlara karşı hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği, tedavide herhangi bir hata, ihmal olup olmadığı konularında açıklama içermediğinden, olayda davalının kusurlu olup olmadığının tespitine yeterli değildir. Bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, hastanın gerek davalı merkezde, gerekse … Üniversitesi Araştırma Hastanesinde yapılan tedavilerine ilişkin tüm bilgiler, ameliyat ve tabela kağıtları, çekilen filmler, sonografik inceleme raporları, epikriz ve Adli Tıp Raporu birlikte gönderilerek, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, üroloji hastalıkları konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davalı merkezde davacıya uygulanan tedavide davalıya atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalının az yukarda açıklanan ilke ve esaslara göre kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davacı dava dilekçesinde, Gap … Merkezini davalı olarak göstermiş, dava dilekçesinin tebliği üzerine … Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkili temsilcisi tarafından … … Dolap’a vekaletname verilmek suretiyle adı geçen … tarafından davaya cevap dilekçesi verilmiş, karar başlığında ise davalı olarak “…” gösterilmiştir. Oysa “…”nin tüzel kişiliği bulunmayıp, karar başlığında tüzel kişiliği bulunan … Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin gösterilmesi gerekirken, davalı olarak “…”nin gösterilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 5.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.