Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/15347 E. 2012/13446 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15347
KARAR NO : 2012/13446
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili,işveren tarafından davacının haksız talimatları uygulamaması sebebiyle istifaya zorlandığını, davacının istifa etmemesi sebebiyle değişik bahanelerle iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini beyanla işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yapılan şikayetlerden davacının bölge yöneticisi olarak emri altında çalışanları şirketin etik kurallarına aykırı şekilde satış yapmaya zorladığını, doktorlara bir kısım eşyalar alınmasını sağladığının anlaşıldığını ve sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini bu sebeple davanın reddi gerekeceğini savunmuştur.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamın gerekleri yerine getirildikten sonra da bozmadan önceki gibi feshin haklılığının davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz etmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun ‘un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara … açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Mahkemece bozmadan önce de davacının işe iadesine karar verilmiş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bozma kararında; dosya kapsamı nazara alındığında dinlenilen taraf tanıklarının olay hakkında görgüye dayalı bilgileri olmadığı, feshe gerekçe yapılan olaylarla ilgili soruşturmanın şirket eski çalışanları … ve …’in ifadeleri üzerine başlatıldığı ancak yargılama sırasında adı geçen şahısların tanık olarak ifadelerine başvurulmadığı hakimin olayı aydınlatma görevi gereğince şikayet sahiplerinin ifadelerine başvurulması suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğini belirtmiştir.
Bozmada adı geçen tanıkların davacı hakkında işverene şikayetlerini ileten yazılı dilekçe verdikleri, bu kapsamda mahkemece dinlenen bu tanıkların el yazılı dilekçelerini inkar etmedikleri, tanık …’ın 11.11.2008 tarihli yazılı beyanının doğru olduğunu ifade ettiği görülmüştür. Davacı hakkında iddia edilen ve tanıkların doğruladığı olaylarda davacının ilaç satışları konusunda tıbbi mümessillerin satışı yapması konusunda nasıl satarsanız satın anlayışı ile hareket ettiği ve tıbbi mümesillerin doktorların taleplerine karşı kişisel insiyatif ve mali sorumluluklar altına girerek satış yapmalarını ima ettiği olayların yaşandığı tüm bu eylemlerin işyeri disiplin ve çalışma kurallarına aykırı olduğu, bölge müdürü olan davacının tam aksine tıbbi mümesillerin işyeri kurallarına ve çalışma etiğine uygun faaliyet göstermelerini sağlamaya çalışması gerekir. Tüm deliller değerlendirildiğinde iddia edilen satış yöntemlerinin gerçekleştiği somut olarak ortaya konulacak şekilde işverence ayrıntılı bir soruşturma yapılmamış ise de davacı birlikte çalışan tıbbi mümessillerin tanık beyanları geçerli bir fesih sebebinin varlığı için yeterli iken davanın ispat edilemediği gerekçesi ile kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu 145,00 TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 145.00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1,200.00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak oybirliğiyle 14.06.2012 tarihinde karar verildi.