Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/13359 E. 2012/20952 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13359
KARAR NO : 2012/20952
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin müvekkili tarafından İş Kanunun 25/2.-b. maddesi gereğince fesh edildiğini, bu kapsamda 19.05.2011 günü şirketleri lojmanlar bölgesinde davacı işçi ile şirket çalışanı … ve …’in kardeşi arasında alacak verecek nedeni ile çıkan kavga neticesinde tarafların birbirlerine karşı etkili eylemde bulunduklarını, olay şirketin koruma güvenlik ekiplerince tespit edildiğini ve adli makamlara intikal ettiğini, bu nedenle İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/54207 soruşturma sayılı dosya ile soruşturma başlatıldığını, davacının ayrıca müvekkili şirkette geçen çalışması boyunca bor çok kez disiplinsiz davranarak emir ve talimatlara aykırı hareket ettiğini, davacının performansının 2006-2010 yılları arasında en düşük seviyede olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı iş yeri ile Toplu İş Sözleşmesi imzalayan … İş Sendikasının üyesi olduğu, davalı işyeri ile sendika arasında imzalanan 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin eki olan disiplin yönetmeliğine göre işten çıkarmayı gerektiren bir halin öğrenilmesi durumunda işten çıkarma cezası dahil disiplin cezalararının yönetmelik gereği oluşacak disiplin kurulu tarafından verilmesi gerekirken davalı iş yerinin tek taraflı olarak disiplin kurulu kararı olmaksızın davacının iş sözleşmesini fesh ettiği, Toplu İş Sözleşmesi ile getirilen fesih prosedörüne uymadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine yahut işverenin başka bir işçisine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasanın 25. ve 26. maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 4857 sayılı Kanun’un 25/II. d. hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının davalı işyerinde çelikhane bölümünde işçi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 25/2. -d. bendi uyarınca ve performans düşüklüğü nedeni ile feshedilmiştir. Mahkemece fesih kararı disiplin kurumundan geçirilmediği için davanın kabulüne karar verilmiş ise de, kararın disiplin kurulundan geçirilmemiş olması haklı nedenle feshi geçersiz kılmakta, ancak geçerli nedenle feshe etki etmemektedir.
Dosya içeriği ile sabit olduğu üzere, davacının lojman bölgesinde işverenin başka bir işçisi ve onun kardeşi ile alacak meselesi yüzünden tartıştığı, tartışma sırasında karşılıklı olarak birbirlerine vurdukları ve küfürleştikleri, diğer işçinin kardeşinin davacıyı yaraladığı, davacı hakkında şikayet yokluğundan düşme kararı verildiği, diğer çalışanın da aynı şekilde işten çıkartıldığı açıktır. Öncelikle davalının performans düşüklüğüne dayalı olarak gösterdiği fesih nedeni, işçinin savunması alınmadığı için geçersizdir. Ancak, fesih sebebi yapılan olgu haklı neden oluşturacak ağırlıkta olmasa bile, olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında artık davalı işverenden davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Bu nedenle davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY

Somut olayda davalı işverence yapılan fesih bildiriminde, iş sözleşmesinin davacı işçinin davranışlarından kaynaklanan sebeplerle İş Kanunu’nun 25/II-b maddesi gereğince feshedildiği, ancak mağdur olmaması için haklarının ödeneceği belirtilmiştir. Tazminatlarının ödenmesi suretiyle yapılan bu fesih 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında kalmaktadır. Bu durumda aynı kanunu’nun 19. maddesi gereğince fesihten önce fesih nedeni yapılan konularla ilgili davacı işçiden savunmasının istenmesi gerekir. Davalı işveren fesihten önce davacıdan savunmasını istememiştir. Bu durumda feshin geçerli nedene dayanmadığı kabul edilmelidir. Mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerektiği gerekçesi ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 04.10.2012