Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/15818 E. 2012/20577 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15818
KARAR NO : 2012/20577
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 01.02.2004-07.05.2011 tarihinde kadar davalı işyerinde genel ambalaj müdürü olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin açık, kesin anlaşılabilir bir şekilde yazılmaksızın, feshin hangi maddenin hangi bendine dayandığı belirtilmeksizin fesih edildiğini, davacının savunmasının alınmadığını … sürerek; feshin geçersizliğine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi II bendinin ilgili fıkraları gereği feshedildiğini, bu maddeye göre yapılan fesihler açısından sebep bildirilmesi, feshin yazılı olarak yapılması zorunluluğu bulunmadığı halde, fesih bildiriminin yazılı olarak yapıldığını, fesih sebebi ve feshin hangi maddeye dayandırıldığının sarih olarak davacıya bildirildiğini, yapılan fesih işlemine göre savunma alma zorunluluğu bulunmadığını, davacının hatalı olduğu tespit edilen ürünlerin kontrolünün yapıldığını ve uygun bulunduğunu belirten bölüm elemanlarını yeterince kontrol etmeksizin bölümün yöneticisi/sorumlusu olarak bizzat imzası ile onayladığını, davacının davranışları ile müvekkili şirkete otuz günlük brüt ücreti ile karşılanamayacak derecede zarar verdiğini, haklı sebeple derhal fesihte işe iade ve buna ilişkin tazminatların uygulanmasının 4857 sayılı Kanun gereğince mümkün olmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesi “24 ve 25. maddelerde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu, diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz.” hükmünü içermekte olduğu, davalı tarafça davacının sorumlu olduğu kabul edilen hatalı üretim ile ilgili 11/04/2011 tarihinde bilgi sahibi olunmasına rağmen, feshin yasal altı günlük süre geçtikten sonra yapılmış olduğu, davalı iş yerindeki üretim kapasitesi dikkate alındığında imalat ve ambalaj hatalarının üç vardiya çalışılan kısımlarda gözle görülerek tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davalı firmanın kontrolün makinelerce yapılmasını sağlayan teknolojiyi kullanmadığı, kontrollerde hataların tespit edilememesinin sebebinin davalı firmanın üretim ve ambalaj yapısından kaynaklandığı, bu sebeple hatalı üretim ve ambalajlardan yalnız davacının sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olmadığı, iş sözleşmesinin feshine gerekçe teşkil eden olay ile verilen ceza arasında orantısızlık söz konusu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasındadır.
4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde, “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu … sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.” hallerinde iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının 01.02.2004-08.05.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde ambalaj bölümü şefi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin iş görme borcununun yerine getirilmesinde üstlendiği işin ve bu kapsamda yönetiminde bulunan personelin denetim ve kontrolünde büyük ihmal göstermesi, müşteri şikayetlerine sebep olarak ileriye yönelik büyük kayıplar olabileceğini ve bu açıdan şirket menfaatlerini koruma borcuna aykırı düşen, güveni sarsan davranışları ortaya koyduğu, ayrıca belirlenen davranışlar kontrol sisteminde denetim ve izlemeyi zaman itibariyle ve mali yönden büyük yük getirecek şekilde tekrar gözden geçirmeyi zorunlu kılan zararın doğmasına da sebep olduğu gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/II (e) ve (i)’ye dayalı olarak haklı sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı işyerinde üretilen ilaç ambalajlarıyla ilgili 11.04.2011 ve 22.04.2011 tarihinde tedarikçi şikayeti bildirim formlarıyla çok miktarda ambalajın hatalı üretildiği kimilerinin içinde kıl bulunduğunu bildirildiği, bunun üzerine olayların sorumlulularının tespiti için toplantı yapıldığı ve hataların meydana gelmesinde başlıca sorumlululardan birinin davacı olduğunun belrlendiği, söz konusu hatalı üretimlere ilişkin ambalaj kontrol tutanaklarında kısım sorumlusu olarak davacının ve ara kontrol sorumlusu olarak … isimli çalışanın isminin ve imzasının bulunduğu, davalı işyerinin davacıyla birlikte tutanakta imzası bulunan diğer çalışanın iş sözleşmesini sonlandırdığı, diğer bazı çalışanlarada olay sebebiyle uyarı verdiği anlaşılmaktadır. Davacının işyerinde ambalaj bölümü şefi olarak çalışmakla, görev tanımına göre gerekli ambalaj malzemesinin temin edilmesini sağlayarak ürünün GMP kuralları, çevre, sağlık ve teknik emniyet prosedürlerine uygun olarak ambalajlanmasından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının görevini gereği gibi yerine getirmeyerek müşteri nezdinde işverenin itibarını zedelediği ve zarara neden olduğu anlaşıldığından feshin haklı sebebe dayandığı kabul edilmelidir. Bu gerekçe ile davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 520,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 01.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.