YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4078
KARAR NO : 2007/9937
KARAR TARİHİ : 10.07.2007
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki devre tatil sözlemesinin feshi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı … Turizm Tic. A.Ş. avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile Davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …Ş. ile 9.11.1993 tarihinde imzalamış olduğu Devre Tatil Sözleşmesi gereğince 30 yıllık devre tatil hakkını ve RCI üyeliğini … Sorgun Tatil Köyündeki E 43/45 no’lu suit daireyi her yılın 26 ve 27. haftalarında kullandığını, devre tatil hakkını kullandığı tatil köyünün 1.1.1999 tarihinden itibaren davalı … şirketi tarafından kiralanması ve davalının talebi üzerine bu tarihten itibaren yıllık bakım ücretlerini davalının hesabına yatırdığını, 2004 tarihine kadar devre tatil hakkını düzenli olarak kullandığını, bu tarihte ise her yıl olduğu gibi devre tatil hakkını kullanmak için tatil köyüne gittiğinde devre tatil hakkının kullandırılmadığını, başka yerde tatil yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek davalıların müdahalesinin menine, 6.500,00 YTL maddi, 3.000,00 YTl manevi tazminatın tahsilini istemiştir.Davacı 8.11.2007 tarihli Islah Dilekçesi ile Sözleşmenin feshi ile, 2004 yılı için kullanılmayan hakkının bedeli olarak 4.289,00 YTL’nin , Devre tatilin kalan 16 yıllık bedeli için 30.705,00 YTL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, Turtes Şirketi duruşmalara katılmamış, cevap
vermemiştir, davalı … Şirketi davanın reddini dilemiştir, davalı … Şirketi ise , davacı ile dava dışı … A.Ş. arasındaki devre tatil sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, 1999 yılında … Tatil Köyünü kiraladıktan sonra devre tatil hakkı sahiplerine aynı hizmeti vermeye devam ettiklerini, 8.7.2003 tarihinde ise adı geçen yerin üst hakkını da alarak “Club Voyage Sorgun” adlı beş yıldızlı otel hizmetine geçtiklerini, bu sistemin devre tatil ile bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasında düzenlenen 9.11.1993 tarihli devre tatil sözleşmesinin feshine, davacının yararlanamadığı 2004 yılı devre tatil bedeli olan 4.289,00 YTL ile dava tarihinden itibaren 31.12.2022 yılına kadar devre tatil bedeli olan 30.705,00 YTL nin dava tarihinden itibaren değişken reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan mütesilsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya yönelik isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, Davalı … Şirketi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 2004 yılı devre tatil hakkını kullanmak üzere davalının işletmekte olduğu tatil köyüne gittiğinde içeri alınmadığını belirterek, sözleşmenin feshi ile başka bir yerde tatil yapmak zorunda kalmaları nedeniyle yaptığı harcamalar ve sözleşmenin kalan süresi için maddi tazminat ile kullanamamasından dolayı manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece sözleşmenin feshi nedeni ile davacının ileriye yönelik kullanamayacağı yıllar için uzman bilirkişice devre tatil hakkının tanındığı tatil köyü ile aynı düzeyde başka bir tatil yerinde, sözleşmede tanınan haklar çerçevesinde tatil yapmanın gerektireceği masraflar hesap edilerek bulunan miktarın ödetilmesine karar verilmiş ise de davacının devre tatil sözleşmesini yaptığı 9.11.1993 tarihinde, devre tatil bedelini 17598 DM olarak ödediği taraflar arasında tartışmasızdır. İadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi menfaatler dengesine uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki miktar iade borçlusu yedinde haksız miktar olarak kalacak, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin yerine getirmekten kaçınmalarına neden olacaktır.Bunun aksi bir durumu ise, iade alacaklısının haksız zenginleşmesine neden
olacaktır. Ancak somut olayda Taraflar sözleşmeyi yaparken döviz üzerinde yaptıklarına göre dövizin TL karşısındaki değer kazanmasının taraflarca bilindiği ve ilerideki bir fesih durumunda tarafların paranın enflasyonist etkenler nedeniyle değer kaybetme olasılığına karşı tedbir almayı hedeflediklerini kabul etmek gerekir. Hal böyle olunca mahkemece fesih tarihinden itibaren davacının devre tatil olarak yararlanamadığı süre ile önceki dönemlerde yararlandığı sürelerin tespit edilmesi, davacının ödediği tüm bedelin ileriye yönelik kullanılmayan sürelere tekabül eden döviz bedeli oranının belirlenerek kalan yıllar için bu bedelin ne kadar olduğunun hesaplanması ile belirlenecek döviz cinsinden bedelin dava tarihi itibarı ile talebin TL olduğu dikkate alınarak dava tarihindeki Tl karşılığına hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince temyiz eden davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yarına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılan 1.417.50 YTL’ kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alanırak davalıya ödenmesine, 10.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.