YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10044
KARAR NO : 2007/11280
KARAR TARİHİ : 01.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı taşınmaz satışından kaynaklanan tazminatın tahsiline, diğer taleplerin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … , … …, … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murisi … … adına kayıtlı “1016 parsel sayılı taşınmaz”.ın 1000 m2.ni 28.2.1987 tarihli harici sözleşme ile satın alıp bedelini ödediğini, ancak muris … bu taşınmazı 4.11.1987 tarihinde davalı kızı … …’e satıp tapuda devrettiğini, davalı …’nin açtığı dava sonunda müdahalesinin menine karar verilip kesinleştiğini ileri sürerek davalı … …’in açtığı dava sonunda davalı …’ye ödemek zorunda kaldığı paranın ve yargılama giderlerini faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, satış konusu yerin değer tespitiyle belirlenecek raiç bedelinin, olmadığı takdirde davalılara ödediği satış bedeli üzerinden bugünkü değerinin ödettirilmesini istemiştir.
Davalardan …, … (…), … (…), …, … davanın reddini dilemişler. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, taşınmazın satışından kaynaklanan 25.000.00 YTl. tazminatın davalılardan tahsiline, diğer taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar …, Hatice, … … … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacının zilyetliğinin men edildiği 24.3.2004 tarihinden itibaren
2007/10044-11280
BK.nun 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlamasına ve eldeki davanın açıldığı tarihe göre de zamanaşımı süresinin dolmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (MK.634, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne varki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve … bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, … hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, … hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden … hayata çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu
2007/10044-11280
görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı … durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, M.K.nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Tüm, bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davalının murisi … …’in adına kayıtlı taşınmazı 28.2.1987 tarihinde davacıya haricen satıp teslim etiği ve satış bedeli olan 750.000 TL.nı aldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşmede 2.750.0000 Tl.nın daha sonra alınacağı kararlaştırılmış ise de bu miktarın davacı tarafından davalıların murisine ödendiği kanıtlanamadığından davacının ödediği bedelin 750.000 Tl. olduğunun kabulü gerekir. Bu para satış tarihindeki alım gücü ile davalıların murisinin mal varlığına girip kalmıştır. Harici satım sözleşmesinde tapunun hangi tarihte verileceği konusunda bir açıklıkta bulunmamaktadır.
Diğer yandan iadenin kapsamı belirlemede geçersiz sözleşmenin artık ifa edilemeyeceğinin öğrenildiği önem arzeder. İade hakkını kullanmakta geciken alacaklı kendi kusuru ile artan zararını iade borçlusundan isteyemez.
Bu durumda yapılacak …, davacının 28.2.1987 tarihinde ödediği 750.000 Tl.nın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi ahtın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle 24.3.2004 tarihinde ulaşacağı alım gücü yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenleri açıklayıcı taraf,
2007/10044-11280
hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara ilk kararı davacının temyiz etmediği de gözetilerek hükmedilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek taşınmazın dava tarihindeki raiç değerine hükmetmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince temyiz olunan hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde 11.20 YTl.nın Davalı … ‘ya, 11.20 YTl.nın ise …, …, … iadesine, 1.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.