Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/16702 E. 2007/5356 K. 16.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16702
KARAR NO : 2007/5356
KARAR TARİHİ : 16.04.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı …, kendisinin ve davalıların … …’in mirasçısı olduklarını, Muris … … adına kayıtlı olan 1729 parsel numaralı taşınmazın bir kısmını 2.11.1971 tarihli harici sözleşme ile 10.000 TL bedel karşılığında satın alıp bedelini ödediğini, ancak tapunun devredilmediğini ileri sürerek satın aldığı kısmın ifrazının mümkün olması halinde bölünerek, olmadığı takdirde oranlanmak suretiyle hisseli olarak adına tescilini, bu taleplerinin mümkün olmaması halinde 10.000 TL’nin 1971 tarihindeki değerinin bu günkü karşılığı olan 1.500.000.000 TL’nin tahsilini istemiş, birleşen davada ise davacı … …, 1729 parselin yarısını muris … …’den 30.12.1989 tarihli harici sözleşme ile satın alıp bedeli olan 10.000.000 TL’na satın alıp bedelini ödediğini belirterek adına tescilini, olmaz ise bu günkü değerinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılardan … … davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, harici satışların geçersiz olduğu, davacıların ancak ödedikleri bedeli geri isteyebilecekleri gerekçesiyle asıl davada 10.000 TL’nin … … mirasçıları …, …, …, …, …, …, …, … … ve … …’den 2.111971 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, birleşen davada ise 10.000.000 TL’nın 30.12.1989 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar …, …, …, … ve …’den tahsiline, her iki davada da davalıların
davacıdan miras payları oranında ecrimisil isteyebileceklerine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar asındaki satım sözleşmelerine konu tapulu taşınmazın satışının resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu mahkemenin de kabulündedir. O nedenle geçersiz sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerinin haksız ihtisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne varki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve … bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon … yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla … orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, … hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, … hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda … düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden … hayata çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz
sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı … durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, M.K.nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemiyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre mahkemece; taşınmazın davacılara satıldığı 2.11.1971 ve 30.12.1989 tarihinde davacılarca ödenen satış paraları olan 10.000 TL ve 10.000.000 TL’nın dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü, çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları v.s. gibi) ortalamaları alınarak, açıklamalı, gerekçeli, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak belirlenmeli, davacılarında mirasçı oldukları gözönünde tutularak kendi miras paylarına isabet eden miktar indirilmeli, davacıların davada telep ettikleri miktarda gözönüne alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Açıklanan bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.