Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12748 E. 2010/10159 K. 19.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12748
KARAR NO : 2010/10159
KARAR TARİHİ : 19.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverene nezdinde 15.4.2003-17.1.2004 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde geçen 15.4.2003-17.1.2004 tarihleri arasındaki çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davada davalı işverenin yemini ve davacının uyuşmazlık konusu dönemde başka bir işyerinde aynı tarihlerde 19 gün çalışmasının bulunduğu, çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının işçilik alacağının tahsili istemi ile açtığı … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2006/550 Esas sayılı dosyasında görülen davada davalı işverenin davacının yemin teklifi üzerine davacının 15.4.2003-17.1.2004 tarihleri arasında yanında çalışmadığına dair yemin ettiği, alacak davasının reddedildiği, davacının uyuşmazlık konusu dönemde 12.9.2003-30.9.2003 tarihleri arasında dava dışı başka bir işverene ait işyerinde çalıştığı bordo tanığı olarak mahkemece dinlenen kişilerin uyuşmazlık konusu dönemde çalışmalarının bulunmadığı, bu kişilerin 2003 yılı 1. ayında, 2004 yılı 5,6,7,8,9,10,11 ve 12. aylarında çalıştıkları anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince mahkemece yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın içtihadı gereğidir.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak, davacının tespitini istediği tarihlerde çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini Belediye, Emniyet veya Jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, …’da, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtları olan komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle alacak davasında davalı işverenin yemin etmesinin hizmet tespiti davasında mahkemeyi bağlamayacağı düşünülmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.